Malign santral hava yolu patolojilerinin tanısında fiberoptik / rijid bronkoskopinin yeri
Tezin Türü: Doktora
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL YEDİKULE GÖĞÜS HASTALIKLARI VE GÖĞÜS CERRAHİSİ SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, ÇOCUK DİŞ HEKİMLİĞİ ANABİLİM DALI, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2022
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: MERVE SARI AKYÜZ
Danışman: Sinem Nedime SÖKÜCÜ
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Amaç: Tanısal bronkoskopik girişimin mutlak gerekliliğinde ilk Fiberoptik Bronkoskopi'nin (FB) tanısal olmaması durumunda ya tekrarlayan FB ya da mümkün olan merkezlerde Rijid Bronkoskopi (RB) ile girişime devam edilmektedir. Çalışmamızda FB'nin tanısal olmadığı hasta grubunda, tekrarlayan girişime FB ya da RB ile devam edilmesini etkileyen faktörlerin ve sonuçların değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: 2013-2020 yılları arasında malign santral hava yolu patolojisi varlığı şüphesi ile uygulanan FB'nin tanısal olmadığı, santral hava yolu darlığı veya intraprosedürel komplikasyonlar gelişmesi nedeniyle tanısal veya tanısal ve terapötik RB uygulanan 158 hasta ve tekrarlayan tanısal FB uygulanan 50 hasta retrospektif olarak incelendi. Bulgular: Çalışmamızda girişime RB ile devam edilen 158 hastanın yaş ortalaması 61,15 ± 12,63(21-89), 122'si erkekti. Girişime FB ile devam edilen 50 hastanın yaş ortalaması 64,9 ± 9,8 (43-89) olup 47'si erkekti. Yaş, cinsiyet, komorbiditeler, antikoagülan kullanımları açısından karşılaştırıldığında gruplar arasında istatistiksel fark yoktu. İlk FB'nin başarısızlığının nedenleri incelendiğinde girişime RB ile devam edilen grupta santral hava yolu obstrüksiyonu ve intraprosedürel komplikasyon gelişen hastaların, girişime FB ile devam edilen grupta ise kesin tanıya ulaşılamayan hastaların sayısının istatistiksel olarak anlamlı düzeyde yüksek olduğu görüldü (p<0,001). Girişime RB ile devam edilen grupta ilk FB sırasında sadece hava yolu değerlendirilen veya bronş lavajı (BL) alınan hasta sayısı diğer gruba göre istatistiksel olarak anlamlı derecede yüksekti. İkinci işlemin toplam komplikasyon oranları açısından karşılaştırıldığında girişime FB ile devam edilen grupta komplikasyon gelişme oranı istatistiksel olarak anlamlı derecede yüksekti (p=0,005). Girişime RB ile devam edilen hastaların 7 (%4,4)'sinde yoğun bakım takibi gerektiren solunum yetmezliği gelişmişti. Nöroendokrin tümör tanısı alan hasta sayısı ve trakea yerleşimli lezyon görülen hasta sayısı girişime RB ile devam edilen grupta istatistiksel olarak anlamlı düzeyde yüksekti (p=0,005). Girişime RB ile devam edilen grupta hastanede yatırılarak tetkik edilen hasta sayısı ve yatış süresi istatistiksel olarak daha yüksekti ancak tanıya kadar geçen ortal kısa olduğu tespit edildi (Ort: 22,92 ± 21,3 gün, p<0,001). İlk FB'nin intraprosedürel komplikasyon gelişme ve kesin tanıya ulaşılamama durumlarından sonra tanısal girişim olarak RB tercih edilen hastalarda tanı süresinin istatistiksel olarak anlamlı derecede daha kısa olduğu tespit edildi (p=0,035, <0,001). Sonuç: Çalışmamız sonucunda özellikle trakeada yerleşim gösteren santral hava yolu lezyonlarında, radyolojik görüntülemede santral hava yollarında yerleşen soliter tümöral oluşumlarda, FB sırasında hemoraji gibi mortalitesi yüksek komplikasyonlar gelişen hastalarda, tekrarlayan FB'lerin hastalarda tanıya kadar geçen süreyi uzattığı ve komplikasyonları arttırdığı göz önünde bulundurularak RB'nin tanısal kullanımının verimli olabileceğini düşünmekteyiz.