Hidradenitis suppurativa hastalarında aterosklerozun karotis ve femoral arter intima-media kalınlığı ile değerlendirilmesi
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL SULTAN ABDÜLHAMİD HAN SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DERİ VE ZÜHREVİ HASTALIKLAR ANABİLİM DALI, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2025
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: İREM DİLEM ÖZCANLI
Danışman: Filiz CEBECİ KAHRAMAN
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Amaç: Hidradenitis suppurativa (HS), apokrin bezlerden zengin bölgelerde tekrarlayan nodül, apse ve drene sinüs traktusları ile karakterize kronik, inflamatuvar bir deri hastalığıdır. Son yıllarda, HS'nin yalnızca deriyle sınırlı kalmayıp metabolik sendrom, insülin direnci ve kardiyovasküler hastalıklarla ilişkili olabileceğine dair çok sayıda çalışma yayımlanmıştır. Özellikle hastalığın neden olduğu kronik ve sistemik inflamasyonun, aterosklerotik kardiyovasküler hastalıkların gelişiminde potansiyel bir risk faktörü olabileceği öne sürülmektedir. Bu çalışmanın amacı, HS hastalarında subklinik aterosklerozu; karotis ve femoral arter intima-media kalınlığı (KİMK/FİMK) ile plak varlığı açısından ultrasonografi ile değerlendirmek, elde edilen bulguları sağlıklı kontrol grubu ile karşılaştırmak ve bu bulgular ile hastalık şiddeti arasıdaki ilişkiyi incelemektir. Gereç ve Yöntem: Çalışmaya, Eylül 2024 - Mart 2025 tarihleri arasında Sağlık Bilimleri Üniversitesi Sultan 2. Abdülhamid Han Eğitim ve Araştırma Hastanesi Deri ve Zührevi Hastalıkları polikliniğine başvuran ve klinik olarak HS tanısı almış 32 hasta ile yaş ve cinsiyet açısından eşleştirilmiş 35 sağlıklı gönüllü kontrol grubu olarak dahil edildi. Hasta grubunda hastalık şiddeti Hurley evrelemesi ve IHS4 skoru kullanılarak değerlendirildi. Tüm katılımcıların KİMK ve FİMK ölçümleri ile aterosklerotik plak varlığı ultrasonografi ile değerlendirildi. Ayrıca, çalışma grubunda glukoz, serum insülin düzeyi, total kolesterol, trigliserid, düşük yoğunluklu lipoprotein (LDL), yüksek yoğunluklu lipoprotein (HDL), HbA1c düzeyleri, Homeostasis Model Assesment of Insulin Resistance (HOMA-IR), C-reaktif protein (CRP) ve eritrosit sedimentasyon hızı (ESH) gibi metabolik ve inflamatuvar parametreler ölçüldü. Bulgular: Hasta ve kontrol grubu yaş ve cinsiyete göre eşleştirilerek oluşturulduğu için; iki grup arasında yaş ve cinsiyete göre istatistiksel olarak anlamlı bir fark yoktu. Hasta grubunda ortalama vücut kitle indeksi (VKİ) kontrol grubuna kıyasla anlamlı olarak daha yüksek bulundu. Geleneksel kardiyovasküler risk faktörleri içerisinde bulunan diyabet, hipertansiyon ve hiperlipidemi gibi komorbiditeler açısından hasta ve kontrol grupları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark izlenmedi. İnflamatuvar belirteçler olan CRP ve ESH değerleri hasta grubunda, kontrol grubuna göre anlamlı derecede yüksek saptandı. Ayrıca, IHS4 hastalık şiddeti arttıkça CRP düzeylerinde anlamlı bir artış izlendi. Glukoz, serum insülin düzeyi, HOMA-IR, total kolesterol, trigliserid, LDL, HDL ve HbA1c düzeyleri açısından hasta ve kontrol grupları arasında istatistiksel olarak anlamlı fark izlenmedi. Ayrıca KİMK ve FİMK değerleri açısından iki grup arasında istatistiksel olarak anlamlı fark saptanmadı. Karotis plak varlığı, HS hastalarının %12,5'inde, kontrol grubunun ise %2,9'unda saptandı; ancak bu fark istatistiksel olarak anlamlı değildi. Karotis plağı saptanan HS hastalarında yaş, sigara paket-yıl öyküsü ve total kolesterol düzeylerinin istatistiksel olarak anlamlı şekilde daha yüksek olduğu belirlendi. Sonuç: Çalışmamızda, HS hastalarında kronik ve sistemik inflamasyon ile uyumlu şekilde CRP ve ESH düzeyleri kontrol grubuna göre yüksekti ve HS'nin kronik inflamatuvar yükü kardiyovasküler sistem üzerinde kümülatif bir risk oluşturabilir. Çalışma grubumuzda diyabet, hipertansiyon, hiperlipidemi gibi kardiyovasküler risk faktörleri açısından da bir fark yoktu. Ayrıca hasta ve kontrol grubu arasında KİMK, FİMK ve aterosklerotik plak varlığı açısından da istatistiksel olarak anlamlı bir fark saptamadık. Bu muhtemelen çalışma grubumuzun nispeten genç yaşta olması ile ilişkiliydi. Bu bulgu, HS'ye özgü inflamatuvar yükün; yaşla da ilişkili olarak klasik risk faktörleri eşlik etmediğinde, tek başına aterosklerotik süreçleri başlatmakta yetersiz kalabileceğini düşündürmektedir. Bu nedenle, özellikle genç yaşta tanı alan hastaların, kardiyovasküler komplikasyonlar açısından düzenli ve uzun vadeli takibi klinik açıdan önem taşımaktadır. Ayrıca karotis plağı saptanan HS hastalarında yaş, sigara paket-yıl öyküsü ve total kolesterol düzeylerinin daha yüksek olması, bireysel kardiyovasküler risk faktörlerinin subklinik vasküler değişikliklerin gelişiminde rol oynayabileceğini göstermektedir. Tüm bu bulgular ışığında, HS hastalarındaki inflamatuvar yükün kardiyovasküler sistem üzerindeki uzun dönem etkilerini daha net anlamak için, özellikle ileri yaş grubundaki ve obez bireyleri içeren daha geniş hasta popülasyonlarında gerçekleştirilecek prospektif çalışmalara ihtiyaç vardır. Anahtar Kelimeler: ateroskleroz, femoral arter, hidradenitis suppurativa, inflamasyon, intima-media kalınlığı, karotis arter