Çocukluk çağı aktif ve latent tüberkülozunun tanısında, idrarda ve kanda bakılan interferon gamma ile indüklenebilir protein 10 (IP-10) testinin yeri
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL ŞİŞLİ HAMİDİYE ETFAL SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2020
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: SALİM CAN
Danışman: Nazan DALGIÇ
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Tüberküloz halen tüm dünyada önemli bir enfeksiyon hastalığı olma özelliğini sürdürmektedir. Tüberkülozun tanısı, tedavisi ve önlenmesine yönelik bilimsel ve klinik araştırmaların çok büyük bir çoğunluğu erişkinler üzerine yoğunlaşmış ve çocukluk çağı tüberkülozu nispeten ihmal edilmiştir. Çocuklar özellikle tüberküloz hastalığından ciddi olarak etkilenmeye hatta ölüme uzanan bir progresyon göstermeye meyillidirler. Ayrıca latent enfeksiyonu olan çocuklar ileride erişkin çağlarında hastalıklarının reaktive olmasıyla epidemik açıdan hastalığın yayılmasında önemli bir rezervuar görevi göreceklerdir. Bu nedenle çocukluk çağı tüberkülozunu önlemeye, tedavisine, tanısına, alta yatan immunolojik mekanizmalara ve epidemiyolojisine yönelik ileri araştırmalara ihtiyaç vardır. Çocukluk çağında tüberküloz tanısı koymak bu yaş grubunda sıklıkla görülen diğer çocukluk çağı hastalıkları ile benzerlikler içerdiğinden zordur. Çocuklarda tüberküloz tanısı, altın standart olarak kabul edilen mikrobiyolojik tanıdan çok temas öyküsü, klinik, tuberkülin deri testi (PPD) ve radyolojik incelemeye dayanmaktadır. Çocuklardaki tüberküloz basilinin doğası mikrobiyolojik üremeyi sınırlamaktadır ve bu nedenle PPD gibi immunodiagnostik testler yıllardır tüberküloz tanısı için kullanılmaktadır. Çocuklarda tüberküloz tanısı için bahsedilen zorluklar nedeniyle hızlı ve doğru tanısal testlerin geliştirilmesine ihtiyaç vardır. Son yıllarda tüberküloz tanısı için QuantiFERON-TB gibi yeni immunodiagnostik testler geliştirilmiştir, bu testler Mycobacterium tuberculosis antijeni ile uyarılmış T hücrelerinden salınan gama interferon (IFN-γ) düzeylerini ölçmektedir. Interferon gama salınım düzeyleri (IGRA) özellikle gelişmekte olan ülkelerde sıklıkla rastlanan malnütrisyon gibi dış etkenlerden PPD'ye göre daha az etkilenmektedir. Yine, BCG aşısı ve çevresel mikobakteriyumlara maruz kalma PPD pozitifliğini etkilerken, IGRA üzerine herhangi bir etki yapmamaktadır. Son yıllarda IFN-γ'yı indükleyen protein olarak bilinen IP-10 kemokini tüberküloz tanısında alternatif bir marker olarak gözükmektedir. IP-10'nin diğer kemokinlerden farkı spesifik olarak lenfositleri etkilemesi, nötrofiller üzerine herhangi bir aktivitesinin olmamasıdır. Bu çalışma; tüberkülozlu çocuk hastaların idrar ve kanında bakılan IP-10 düzeylerinin hastalık tanısını koymada ve bu düzeylerin aktif hastalık ile latent enfeksiyon ayrımında kullanılıp kullanılamayacağını araştırmak amacıyla tasarlandı. Bu çalışmaya, 12 aylık süre zarfında Sağlık Bilimleri Üniversitesi Şişli Hamidiye Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi Çocuk Enfeksiyon Hastalıkları Yandal Polikliniği'ne başvuran ve Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ)'nün tanımlamasına göre Aktif Tüberküloz Hastalığı ve Latent Tüberküloz Enfeksiyonu tanımına giren 1 ay-16 yaş arası kız ve erkek çocuklar dahil edilecektir. HIV, HCV gibi kronik enfeksiyöz bir hastalığı veya Romatoid Artrit, SLE gibi kronik romatolojik hastalığı olanlar; daha öncesinde anti-TBC tedavisi ya da profilaksisi almış olanlar; Anti-TBC tedavisi ya da profilaksisi almakta olanlar; primer ya da sekonder immun yetmezliği olanlar; DSÖ'nün tanımladığı; boya göre kilo, yaşa göre kilo ve yaşa göre boy persentilleri -2 SD ve altında olan akut ve kronik malnutrisyonlular çalışma dışında tutulacaktır. Hasta grubu 34 hasta içerecek, tüberkülozu olmayan aynı yaş grubundan 34 çocuk ve latent tüberkülozu olan 34 çocuk kontrol grupları olarak değerlendirileceklerdir. Hastaların tüberküloz antijeni ile stimüle edilmiş plazmalarından ELISA yöntemi ile OuantiFERON-TB ve IP-10 düzeyleri ölçülecektir. Her iki test tayini aynı örnekten çalışılacak olup en son ELISA basamağında farklı kitler kullanılacaktır. Her hastadan 3 ml kan alınıp nil, antijen ve mitojen tüplerine 1'er ml bölüştürülerek 37 °C'de 24 saat enkübe edildikten sonra santrifüjlenecektir. Örneklerden plazma kısımları ayrılıp ELISA aşamasına kadar -80°C'de saklanacaktır. Ayrıca çalışmaya katılan tüm hastalara kan alma işleminden sonra 5 IU tüberküline eşdeğer 10 ünite PPD testi uygulanacak, test 24-48 saat sonra palpasyon metodu kullanılarak okunacak; yine çalışmaya dahil edilen tüm aktif ve latent tüberküloz tanılı hastalar ile kontrol grubundan alınan 3 ml idrar örneğinden IP-10 düzeyi ölçülecektir. Alınan idrar örnekleri ELİSA aşamasına kadar -20°C'de saklanacaktır.