CD4+ ve CD8+ T lenfositleri üzerinde eksprese edilen PD-1 transmembran glikoprotein düzeylerinin kas invaziv olmayan mesane kanserinin prognozu üzerine etkisi
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, ANKARA DIŞKAPI YILDIRIM BEYAZIT SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, CERRAHİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2022
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: FAHRETTİN ŞAMİL UYSAL
Danışman: Alper GÖK
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Amaç: Mesane kanseri üroloji pratiğinde en sık karşılaşılan kanserlerden biridir. Mesane kanserlerinin %75'i ilk tanı anında kasa invaziv olmayan(KIOMK) evrededir. Aynı evre KIOMK hastalarında standart tedavi protokolünün uygulanmasına rağmen bu hastaların prognozları farklılık gösterebilmektedir. Bu farklılığın sebeplerinden birisi de bireyler arası değişkenlik gösteren immun sistemin etkinliğinin derecesidir. İmmun sistemin etkinliğinin derecesini belirleyen önemli mekanizmalardan biri programmed cell death-1/programmed death-ligand 1 etkileşimidir. Biz bu çalışmada KIOMK hastalarında CD4+ ve CD8+ T lenfositlerde eksprese edilen PD-1 düzeyinin kanser prognozu üzerine etkisini incelemeyi amaçladık. Gereç ve yöntem: Dışkapı Eğitim ve Araştırma Hastanesinde 2015-2021 yılları arasında yüksek riskli lamina propria invaziv KİOMK tanısı almış ayrıca en az 6 kür adjuvan intravezikal BCG immünoterapisi uygulanmış hastalar çalışmaya dahil edildi. CD4+ ve CD8+ T lenfositlerin yüzeyinde eksprese edilen programlanmış hücre ölümü-1(PD-1) yoğunluğunun flowsitometrik açıdan değerlendirilmesi için hastaların rutin kontrolleri sırasında EDTA'lı birer tüpe kan numunesi alındı. Demografik ve medikal veriler retrospektif olarak kaydedildi. İntravezikal BCG immünoterapisine rağmen tedavi başarısızlığı gösteren (refrakter, relaps veya progresif KİOMK) 50 hasta içeren grup ile intravezikal BCG tedavisine tam yanıt vermiş ve en az 2 yıl rekürrensiz izlenmiş 50 hasta içeren grup çalışmaya dahil edildi. Hastaların PD-1 düzeylerinin progresyonları üzerindeki etkisi değerlendirildi. Bulgular: BCG'ye cevap veren ve BCG başarısız gruptaki hastalar CD8+ T lenfositlerde eksprese edilen PD-1 düzeyleri açısından karşılaştırıldığında (%25.9 ve 26.2, sırasıyla) aradaki farkın istatiksel olarak anlamlı olmadığı anlaşıldı (p=0,860). BCG'ye cevap veren ve BCG başarısız gruptaki hastalar CD4+ T lenfositlerde viii eksprese edilen PD-1 düzeyleri açısından karşılaştırıldığında (%33.5 ve 33.3, sırasıyla) aradaki farkın istatiksel olarak anlamlı olmadığı anlaşıldı (p=0,916). BCG başarısız grup kendi içinde nüks eden ancak progresyon göstermeyen hasta grubu ve progresyon gösteren grup olarak 2 gruba ayrıldı. Nüks eden grup ve progresyon gösteren gruptaki hastalar CD4+ T lenfositlerde eksprese edilen PD-1 düzeyleri açısından karşılaştırıldığında (%32.6 ve 33.7, sırasıyla) aradaki farkın istatiksel olarak anlamlı olmadığı anlaşıldı (p=0,907). Nüks eden grup ve progresyon gösteren gruptaki hastalar CD8+ T lenfositlerde eksprese edilen PD-1 düzeyleri açısından karşılaştırıldığında (%28.5 ve 24.8, sırasıyla) aradaki farkın istatiksel olarak anlamlı olmadığı anlaşıldı (p=0,460). Sonuç: Sonuç olarak periferik kandan çalışılan CD4+ ve CD8+ T lenfositlerde ekspresse edilen PD-1 düzeyleri yüksek riskli lamina propria invaziv KIOMK prognozu ile anlamlı ilişki göstermemektedir. PD-1 düzeyi çalışmamızda bahsedildiği üzere BCG tedavisinden, mevcut veya geçirilmiş enfeksiyonlardan etkilenebilmektedir. Çalışmamız içerisinde belirtilen kısıtlılıklar da gözönünde bulundurulduğunda; BCG tedavisi verilmeden önce, farklı biyokimyasal metodlarla, enfeksiyon açısından da hastalar değerlendirilerek, daha geniş seriler üzerinde gerçekleştirilecek ileriki çalışmalarla hipotezimizin tekrar değerlendirilmesi gerektiğini düşünmekteyiz.