Birinci derece yakınlarında kanser öyküsü olan bireylerin kanser kaygı düzeyleri ile kanser tarama testleri hakkında bilgi ve tutum düzeyleri arasındaki ilişkinin analizi
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL BAŞAKŞEHİR ÇAM VE SAKURA ŞEHİR SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2024
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: KÜBRA ÇİL YILDIRIM
Danışman: Hilal ÖZKAYA
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Amaç: Kanser, dünyada ve ülkemizde ölüm nedenleri arasında 2. sırada yer almaktadır. Kanserin gelişiminde çevresel ve genetik risklerin etkili olduğu düşünüldüğünde, hastaların birinci derece yakınları, kanser hastası ile benzer çevresel etkenlere maruz kalmaktadır ve aynı genetik havuza sahiptir, bu yüzden toplumun diğer bireylerine göre kanser tanısı alma riski daha yüksektir. Bu durum birinci derece yakınında kanser öyküsü olan bireylerin kanser kaygısını da etkilemektedir. Bu yüzden bu bireylerin erken tanı amacıyla kanser tarama testleri hakkında bilgilendirilmeleri oldukça önemlidir. Çalışmamızda birinci derece yakınında kanser öyküsü olan bireylerin kanser kaygı düzeyinin, kanser tarama testleri hakkında bilgi ve tutumları üzerine etkisinin araştırılması amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Çalışmamız tanımlayıcı ve kesitsel bir çalışma olup yüz yüze anket uygulamasıyla yapılmıştır. Çalışmamız 1 Ekim 2023 ile 31 Aralık 2023 tarihleri arasındaki 3 aylık periyotta Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi Aile Hekimliği polikliniklerine başvuran, dahil edilme kriterlerini kapsayan 162 katılımcı ile yapılmıştır. Katılımcılara toplam 22 sorudan oluşan kişisel ve demografik veri formu ve kanser tarama programlarına ilişkin bilgi değerlendirme formu, Yıldırım Öztürk EN ve arkadaşları tarafından hazırlanmış olan Kanser Taramalarına Yönelik Tutum Ölçeği-Kısa Form ve Üner FO ve arkadaşları tarafından Türkçe geçerlilik ve güvenilirlik çalışması yapılmış olan Kanser Kaygı Ölçeği'nin bulunduğu toplamda 45 soruluk bir anket uygulanmıştır. Elde edilen veriler istatistiksel analize tabi tutulmuştur, p<0.05 istatistiksel olarak anlamlı kabul edilmiştir. Bulgular: Katılımcıların yaş ortalaması 49,43 iken %63,6'sı 50 yaş altı ve %75,3'ü kadındı. Katılımcıların kanser öyküsü olan yakınlarının %81,5'inin kanser tarama programında bulunmayan bir kanser türüne yakalandıkları belirlenmiştir. Bireylerin bakım verdiği kanser öyküsü olan hastaların çoğunluğunun (%41,7) annesi olduğu saptanmıştır. Çalışmamızdaki katılımcıların %64,2'si kanser hastası olan yakını ile aynı evde yaşamakta ve bu yakınlarının bakımını bireylerin %50,6'sı tam olarak, %41,4'ü ise kısmen üstlenmiştir. Katılımcıların kanser tarama programlarında bulunan tüm kanser türlerini kapsayan seçeneği doğru cevaplama oranı %57,3 olarak tespit edilmiştir. Çalışmamızda bireylerin kanser taramalarına yönelik tutumu ile kanser kaygı düzeyi arasında anlamlı bir ilişki saptanmamıştır. Katılımcıların kanser taramalarına yönelik tutumu ile medeni durumu arasında anlamlı bir farklılık saptanmıştır. Çalışmamızda kanser tarama programlarının uygulanma sıklığına yanlış cevap veren katılımcıların doğru cevap verenlere kıyasla kanser kaygı düzeyi daha yüksek bulunmuştur. Kadın, çalışmayan, ilk-orta öğretim mezunu olan, gelir durumu asgari ücretin altında olan katılımcılar diğer katılımcılara göre daha yüksek oranda kanser öyküsü olan hastalarının bakımını tam olarak üstlenmiştir. Katılımcıların kanser teşhisi alma durumu, 50 yaş üzeri olma ve ilk-orta öğretim mezunu olma durumu ile ilişkili bulunmuştur. Kadın katılımcıların %84 oranında, erkek katılımcıların ise %16 oranında kanser tarama testleri yapıldığından haberdar olduğu tespit edilmiştir. öğrenim durumu lisans ve üstü olan, çalışan, beyaz yakalı ve gelir durumu asgari ücretten fazla olan bireylerin genetik geçişli kanser türlerinden haberdar olduğu tespit edilmiştir. Sonuç: Çalışmamızda bireylerin kanser taramalarına yönelik tutumu ile kanser kaygı düzeyi arasında ilişki bulunmamıştır. Kanser tarama programlarının uygulanma sıklığına yanlış cevap veren katılımcıların doğru cevap verenlere kıyasla kanser kaygı düzeyi daha yüksek bulunmuştur. Bu bağlamda aile hekimlerinin kendi nüfuslarına birinci basamakta uygun sağlık eğitimlerini vermesi hastaların farkındalığını artırarak, kanser tarama programlarına yönelik tutumlarını ve bilgi düzeylerini olumlu yönde etkileyebilir. Anahtar Kelimeler: Aile Hekimliği, Akrabalar, Anksiyete, Kanserin Erken Tespiti