Yatarak tedavi gören şizofreni tanılı hastalardaki depresif belirtilerin, klinik özellikler ve karşılanmamış ihtiyaçlar ile ilişkisi
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL BAKIRKÖY PROF. DR. MAZHAR OSMAN RUH SAĞLIĞI VE SİNİR HASTALIKLARI SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2020
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: SİNEM ACAR BAHADIR
Danışman: Tonguç Demir BERKOL
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:AMAÇ: Çalışmamızda, yatarak tedavi gören, akut alevlenme dönemindeki şizofreni tanılı hastalarda depresif belirtilerin sosyodemografik özellikler, klinik gidişat, tedavi seçimi, karşılanmış ve karşılanmamış ihtiyaçlar ile ilişkisinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. YÖNTEM: Akut psikotik alevlenmesi olan şizofreni tanılı hastalara psikiyatri kliniğine yatışlarının başında ve taburculuklarından hemen önce, iki kez yüz yüze görüşme yapılmıştır. Sosyodemografik veri formu, Pozitif ve Negatif Semptom Ölçeği, Calgary Şizofrenide Depresyon Ölçeği, İçgörünün Üç Bileşenini Değerlendirme Ölçeği, UKU Yan Etki Değerlendirme Ölçeği, Camberwell İhtiyaç Değerlendirme Ölçeği Kısa Formu ve Klinik Global İzlenim Ölçeği çalışmacı tarafından, Beck İntihar Düşüncesi Ölçeği ise hastalar tarafından doldurulmuştur. Hastaların taburculuk tedavileri, uzun etkili enjektabl antipsikotik tedavi başlanıp başlanmadığı, yatarak tedavileri esnasında elektrokonvülsif tedavi alıp almadıkları ve yatış gün sayıları çalışmaya dahil edilmiştir. BULGULAR: 45 kadın ve 45 erkek şizofreni tanılı hasta çalışmaya dahil edildi. İlk değerlendirmede 35 hastada depresyon tanısı saptandı. Depresyon tanısı olan ve olmayan gruplar arasında sosyodemografik veriler, karşılanmamış ihtiyaçlar ve hastalık öyküsü açısından anlamlı farklılık yoktu. Ancak istatistiksel olarak anlamlı olmasa da karşılanmamış ihtiyacı fazla olan hastalarda depresyon daha ön planda idi. Taburculuk öncesi değerlendirmede tüm hasta gruplarında pozitif ve negatif semptom puanları, depresif belirti puanları düşmüş, içgörü puanları artmıştı. Depresyon tanısı olan hastalarda tedavi seçimi açısından depresyon tanısı olmayanlara göre anlamlı farklılık bulunmadı. Depresyon tanısı olan hastalardan yalnızca 4 kişiye antidepresan tedavi eklenmişti. SONUÇ: Çalışmamızda depresyon tanısı olan ve olmayan şizofreni hastaları arasında sosyodemografik veriler, klinik gidişat ve tedavi seçimi açısından anlamlı farklılıklar olmaması, depresyonun şizofreninin bir parçası olarak görüldüğü bakış açısına uygun düşmektedir. Daha uzun süreli ve çok merkezli çalışmalarla bu bulguların desteklenmesi gerekmektedir.