Haydarpaşa Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi Deri ve Zührevi Hastalıkları Polikliniğine başvuran ve pemfigus tanısı konulup rituksimab tedavisi alan hastaların sosyodemografik, klinik, serolojik özellikleri ve tedaviye verdikleri yanıtın değerlendirilmesi
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL HAYDARPAŞA NUMUNE SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DERİ VE ZÜHREVİ HASTALIKLAR ANABİLİM DALI, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2023
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: ZEYNEP DİRİ ER
Danışman: Şirin YAŞAR
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Amaç: Pemfigus, keratinositlerde adezyon kaybının görüldüğü, ölümle sonuçlanabilen, deri ve mukozaların kronik, otoimmün bir hastalığıdır. Patogenezinde epidermal adezyon molekülleri desmoglein 1 ve/veya desmoglein 3'e karşı gelişen otoantikor cevabı rol oynamaktadır. Pemfigus eğer tedavi edilmezse kendiliğinden iyileşme eğilimi gözlenmez. Tedavide amaç remisyonu sağlamak ve sürdürmektir. Tedavinin temelini ise tek başına ya da adjuvan immünosüpresiflerle beraber sistemik kortikosteroid tedavisi oluşturur. Günümüzde bu hastalıktan ölümün başlıca nedeni hastalığın etkilerinden ziyade başta kortikosteroidler olmak üzere kullanılan immünosüpresif tedavilerin yan etkileridir. Bu sebeple son yıllarda kortikosteroid yan etkilerini sınırlayan, etkili adjuvan tedavilerin geliştirilmesi, tedavi araştırmalarının da başlıca konusunu oluşturmaktadır. Ritüksimab, seçici olarak olgun B ve pre-B lenfositleri hedefleyen, fare Fab ve insan Fc kısmını içeren, şimerik yapıda olan monoklonal IgG1 antiCD20 antikorudur. Son yıllarda dirençli pemfigusun tedavisinde kullanılmaktadır. Bu çalışmada dirençli ve yüksek kortikosteroid dozlarına bağımlı olan yani relapslara yol açmadan tedavisiz veya minimal tedavi ile remisyonun sağlanamadığı pemfigus hastalarında ritüksimabın etkinliğini ve güvenirliğini retrospektif bir analizle ortaya koymak amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Çalışmaya Ocak 2010-Kasım 2022 yılları arasında Haydarpaşa Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi Dermatoloji kliniğine başvuran, standart tedavilere yanıt vermeyen ya da yüksek kortikosteroid dozları relaps olmadan minimal dozlara indirilemeyen ve endikasyon dahilinde ritüksimab tedavisi almayı kabul edip yazılı onam veren pemfigus vulgaris hastaları dahil edildi. Çalışmada toplamda 35 hasta yer aldı. Çalışma retrospektif olarak yapıldı. Pemfigus tanısı konulup rituksimab alan tüm hastalar çalışmaya dahil edildi. Hastaların demografik özellikleri, daha önceden kullandıkları ilaçlar, rituksimab tedavisi alırken tedaviye verdikleri klinik yanıt, desmoglein 1-3 düzeyi ve sistemik inflamatuar indeksindeki değişimler (tedavi öncesi ve sonrası) analiz edilerek karşılaştırıldı. Bulgular: Hastaların yaş ortalaması 50,2±13,8 idi. Erkek/kadın oranı 1.26/1 idi. 34 hastanın araştırıldığı çalışmamızda rituksimab tedavisinden sonraki 1 yıllık takipte hastaların %50'sinde (n=17) tam remisyon görüldü. Monoterapi ile remisyonda olan hasta sayısı 6 (%17) idi. 28 hasta (%82) düşük doz KS ya da başka bir adjuvan tedaviye ihtiyaç duymuştu. Tedavi öncesi ve sonrası anti dsg 1-3 düzeyleri negatifleşme olarak değerlendirildiğinde her iki antikor düzeyi için negatifleşme istatistiksel olarak anlamlıydı (anti dsg 1 için p=0,013; anti dsg 3 için p=0,006). Ancak tedavi sonrası remisyon olan ve olmayan hastaların anti dgs 1-3 düzeyleri kıyaslandığında istatiksel anlamlı fark görülmedi. Tedavi sonrası mukozal lezyonların tutulum oranı %47,1 iken, kutanöz tutulum oranı %8,8 olduğu için, kutanöz lezyonların, mukozal lezyonlara göre tedaviye daha iyi yanıt verdiği, mukozal lezyonların daha dirençli olduğu gözlendi. Sİİ (sistemik inflamatuvar index) düzeyleri tedavi öncesi ve sonrası, tedavi sonrası ise şikayeti olan grup olmayan grupla karşılaştırıldığında anlamlı bir fark görülmedi (sırasıyla p= 0,416, p=0,249) Sonuç: Rituksimab pemfigus vulgaris tedavisinde etkili ve güvenilir bir seçenektir. Ancak tedaviden sonra hastalarda düşük doz da olsa idame tedavi gerekmektedir. Anti dsg 1-3 düzeyleri tedavi takibinde önemlidir ancak klinikle her zaman korele olmayabileceği, nüksleri takip etmede yetersiz kalabileceği akılda bulundurulmalıdır. Rituksimab tedavisinin Sİİ düzeyinde düşmeye neden olmadığı görülmüştür.