Cerrahi tedavi edilmiş çocuk suprakondiler humerus kırıklarında kötü sonuçların sebeplerinin değerlendirilmesi
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, ANTALYA SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, CERRAHİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2020
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: HASAN HOROZCU
Danışman: Özkan KÖSE
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Amaç: Suprakondiler humerus kırıklarının tedavisinde temel amaç, uygun bir redüksiyon sağlamak ve redüksiyonu kaynama sağlanıncaya kadar tespit etmektir. Bu kırıkların cerrahi tedavisinde çok çeşitli yöntemler ve cerrahi yaklaşımlar kullanılmıştır. Bu nedenle hangi yöntemin en iyi sonuç vereceği ile ilgili karar birliği yoktur. Bu çalışmanın amacı cerrahi tedavinin sonuçlarını etkileyen faktörleri incelemektir. Materyal ve Metod: Bu çalışma retrospektif kohort tipi bir çalışmadır. Kliniğimizde 2010-2017 yılları arasında suprakondiler humerus kırığı nedeni ile opere edilen 121 hasta çalışmaya dahil edilmiştir. Son kontrol tarihinde hastaların önkol taşıma açıları ve hareket aralıkları ölçülerek kaydedildi. Klinik ve kosmetik sonuçlar Flynn kriterlerine göre değerlendirildi. Preop grafilerinden kırık tipleri ve kırık seviyesi not edildi. Postoperatif en erken 1. yıldaki grafiler üzerinden her iki dirseğin Baumann açıları, olekranon-koronoid fossa alanları ölçüldü, anterior humeral çizgileri değerlendirildi. Bulgular: Hastaların 44'ü kız, 77'si erkekti. Yaş ortalaması 76,5 (16-172) ay olarak bulundu. Hastalar ortalama 32,8 (13-73) ay takip edildi. Ortalama yatış süresi 2,2 (1-9) gün olarak gözlendi. Hastaların %19'u (n:23) Gartland Tip 2, %81'i (n:98) Gartland Tip 3 kırıktı. Hastaların %71,9'u (n:87) kapalı cerrahi ile, %28,1'i (n:34) açık cerrahi ile tedavi edilmiştir. Açık cerrahi uygulanan hastaların hastanede kalış süreleri kapalı cerrahi uygulananlara göre istatistiksel olarak daha yüksek olduğu belirlendi (p:0,016). Bu iki grup arasında cerrahi şekline bağlı haraket kaybı (p:0,348) ve klinik taşıma açısı farkında (p:0,400) anlamlı fark görülmedi. Tek kolon tespit yapılan hastalar ile çift kolon tespit yapılan hastalar arasında Flynn kriterlerine göre anlamlı fark saptanmadı (p:0,999). Hastaların %90,9 (n:110) ile çoğunluğunda tam iyileşme sağlanırken, %9,1'inde (n:11) hareket kaybı görülmüştür. Hareket kaybı olan hastalarda olekranon-koronoid fossa alan oranları hareket kaybı olmayan hastalara göre istatistiksel olarak daha düşük olduğu belirlenmiştir (p:0,001). Baumann açısı sağlam dirsek için ortalama 73,5±6,6 derece, kırık dirsek için 75,3±6,6 derece olarak ölçülmüştür. İki dirsek arasındaki Baumann açısı farkı 5,7±3,9 derece olarak bulunmuştur. Flynn kozmetik sonuçlarına göre tatminkar sonuca sahip olmayan hastalarda Baumann açısı farkı istatistiksel olarak yüksek bulunmuştur (p:0,001). Sonuçlar: Kozmetik olarak daha avantajlı olması, hastanede yatış süresinin daha kısa olması ve fonksiyonel sonuçların açık redüksiyona göre anlamlı olmaması nedeniyle kapalı redüksiyonun öncelikli tercih edilmesi kanaatindeyiz. Operasyon sırasında olekranon-koronoid fossanın anatomik redüksiyonuna önem verilmeli ve Baumann açısı kontrol edilmelidir. Olekranon-koronoid fossa alanının daralması, eklem hareket kısıtlılığının bir nedeni olarak gösterilmiştir. Anahtar sözcükler: suprakondiler humerus kırığı, Flynn kriterleri, Baumann açısı, olekranon-koronoid fossa