Diyabetik ketoasidoz nedeniyle yatan tip 1 diyabetes mellituslu çocuklarda akut böbrek hasarının değerlendirilmesi
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, BURSA YÜKSEK İHTİSAS SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2022
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: TUNCER ÖZTEKİN
Danışman: Özlem KARA
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Giriş-Amaç: Tip 1 Diyabetes Mellitus (T1DM) çocukluk çağında en sık gözlenen diyabet çeşididir. Komplet ya da parsiyel insülin eksikliği sonucu oluşan ve hayat boyu insülin ihtiyacı olan bir durumudur. Diyabetik ketoasidoz (DKA) T1DM'nin akut komplikasyonlarından biridir ve artmış morbidite ve mortalite riski bulunmaktadır. DKA'da meydana gelen birtakım metabolik değişiklikler sonucunda, özellikle osmatik diürez ve dehidratasyon, akut böbrek hasarı (ABH) görülebilmektedir. Ayrıca T1DM sürecinde nefropati gelişimi de renal hasar riskini oluşturmaktadır. Yapılan çalışmalarda, tedavi edilerek ABH tablosundan tamamen çıkıp, klinik ve laboratuar parametreleri fizyolojik aralığa gelen hastalarda dahi renal parankimde kalıcı hasar olduğu gösterilmiştir, buna ek olarak tek bir ABH atağının dahi kronik böbrek yetmezliği riskini önemli ölçüde artırdığı tespit edilmiştir. Bu nedenle DKA atağında ABH gelişimi kalıcı renal hasara neden olabileceğinden, ABH gelişimi için risk faktörlerini belirlemek önem arzetmektedir. Çalışmamızın amacı T1DM'li çocukların DKA atağı esnasında ABH gelişimi ve evresi için risk faktörlerini belirlemek ve böylece risk faktörleri taşıyan hastaların daha yakın izlemi ile ABH gelişimini engellemektir. Gereç ve Yöntem: Çalışmaya Ocak 2016-Aralık 2021 tarihleri arasında, S.B.Ü. Bursa Yüksek İhtisas Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi, çocuk yoğun bakım ünitesinde diyabetik ketoasidoz nedeniyle yatmakta olan 1-18 yaş arası toplam 286 hasta alındı. Hastaların klinik ve antropometrik ölçümleri ile yatış esnasında ve DKA tedavisi sırasında alınan biyokimya, hemogram, kan gazı ve tam idrar tetkikleri dosya kayıtlarından kaydedildi. Hastalarda ABH gelişimini değerlendirmek için KDIGO kreatinin kriterleri kullanıldı. Hastaların çocuk yoğun bakım ünitesine yatışı takibi sırasında diyabet durumu (yeni tanı, eski tanı, eski tanı ise diyabet süresi), yatıştaki dehidratasyon durumu, DKA' nın şiddeti, bilinç durumu, kalp hızı ve kan basıncı idrar çıkış hızı, verilen bolus sıvı miktarı, ketoasidozdan çıkma süresi kaydedildi. Tüm bu değerlendirmeler neticesinde akut böbrek hasarı gelişen hastalar belirlendi. Akut böbrek hasarı derecesi tespit edildi. Akut böbrek hasarı gelişen hastalar ve ABH evresi; hastaların klinik, antropometrik ve laboratuar bulguları ile karşılaştırılarak risk faktörleri belirlendi. Bulgular: Çalışmaya alınan 286 hastanın 103'ünde (%36) ABH tespit edildi, ABH tespit edilenlerin 78'si (%76) evre 1 ABH, 22'si (%21) evre 2 ABH, 3'ü (%3) evre 3 ABH idi. ABH gelişimi ve evresi ile cinsiyet ve puberte durumu arasında bir fark saptanmadı (p>0,05). ABH gelişenlerin yaş ortalaması 9,44±5,01 yıl, ABH gelişmeyenlerin yaş ortalaması 10,75±4,5 yıldı (p=0,03). ABH gelişenlerin vücut ağırlığı ortalaması (VA) 30,5±14,61 kg, ABH gelişmeyenlerin VA ortalaması 37,29±16,81 kg'dı (p=0,002). ABH gelişenlerin vücut kitle indeksi (VKİ) ortalaması 16,56±2,90 kg/m2, ABH gelişmeyenlerin VKİ ortalaması 17,41±3,98 kg/m2 idi (p=0,02). Sonuçta daha küçük yaş ve daha düşük kilo ve VKİ'deki hastaların ABH geliştirme riski daha yüksek saptandı. ABH evresi ile antropometrik veriler arasında bir ilişki saptanmadı. ABH gelişimi ile takvim yaşı arasında negative korelasyon saptandı (p=0,024, r=0,133). ABH gelişen grubun ortalama kalp tepe atımı (KTA) 131,2±22,57 atım/dk, ABH gelişmeyen grubun ortalama KTA 117,28±20,9 atım/dk idi (p<0,001). ABH gelişen grubun, ABH gelişmeyen gruba göre DKA'dan çıkış süresi daha uzundu (sırasıyla; 17,97±8,99 saat, 15,08±10,47; p=0,002). ABH evresi artıkça KTA ve diastolik kan basıncının arttığı gözlendi (sırasıyla; p=0,01; p=0,02). ABH gelişimi ile KTA ve DKA'dan çıkış süresi arasında pozitif korelasyon saptandı (sırasıyla; p<0,001, r=0,297; p0,002, r=0,138). Beyaz küre ve trombosit sayısı ABH gelişen grupta gelişmeyen gruba göre yüksekken (p<0,001), kan pH, ve bikarbonat düzeyi düşük saptandı (p<0,001). ABH gelişme durumu trombosit, beyaz küre sayısı, kan glukozu ve potasyum düzeyi ile pozitif korele iken (sırasıyla; p<0,001, r=0,277; p<0,001, r=0,284; p=0,01, r=0,153; p=0,002, r=0,184), kan pH ve bikarbonat düzeyi ile negative korele saptandı (sırasıyla; p=0,004, r=-0,169; p<0,001, r=-0,231). Sonuç: DKA atağında olan T1DM'li hastalarda özellikle küçük yaş, fizik muayenede ağır dehidratasyon, taşikardi, özellikle diastolik kan basıncı yüksekliğ, laboratuar bulgularından yüksek kan şekeri, düşük p H ve bikarbonat düzeyi ABH gelişimi için risk faktörlerini oluşturmaktadır. Bu gibi durumların varlığında uygun sıvı tedavisi ve yakın izlem ile, ileride kalıcı renal parankim hasarına neden olabilecek, ABH gelişimini engelleyebiliriz.