Mide malign ve benign patolojilerini ayırmada inflamasyon belirteçler, bilgisayarlı tomografi ve pozitron emisyon bilgisayarlı tomografinin tanısal rolü
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, ANKARA ŞEHİR SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2025
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: HABİP TURAN
Danışman: Roni ATALAY
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Amaç: Abdominal BT'de mide duvar kalınlaşması saptanan hastalarda; BT duvar kalınlığı, PET-BT SUVmax ve periferik kan sistemik inflamasyon indekslerinin (NLR, MLR, PLR, SII, AISI) benign–malign ayrımındaki tanısal değerini değerlendirmek ve bu parametrelerle klinikte uygulanabilir bir risk skoru geliştirmek amaçlandı. Gereç ve Yöntem: Bu retrospektif çalışmada 2019–2024 yılları arasında hastaneye başvuran ve abdominal BT raporlarında mideyle ilişkili anahtar ifadeler bulunan olgular tarandı; dahil edilme/dışlama kriterlerini karşılayan 838 hasta analize alındı. Hastalar histopatolojik sonuca göre benign ve malign olarak sınıflandırıldı. Demografik/klinik veriler, BT'de mide duvar kalınlığı, mevcutsa PET-BT SUVmax, laboratuvar parametreleri ve inflamasyon indeksleri kaydedildi; ROC analizi ile kesim noktaları belirlendi, çok değişkenli lojistik regresyon modelleri oluşturuldu ve ROC kesim noktalarını aşan parametrelere 1 puan verilerek 0–6 arası "kombine skor" geliştirildi. Bulgular: Toplam 838 hastanın 516'sı (%61,6) benign, 322'si (%38,4) malign gruptaydı. Malign grupta yaş daha yüksek (63,0'a karşı 53,0 yıl) ve kadın cinsiyet oranı daha düşüktü (malign %37,6; benign %53,1) (her ikisi için p<0,001). Semptom süresi malign grupta belirgin daha kısaydı (3,0'a karşı 12,0 ay; p<0,001). Görüntülemede BT duvar kalınlığı malign grupta anlamlı derecede daha fazlaydı (ortanca 20,0 mm'ye karşı 9,0 mm; p<0,001). PET-BT'de SUVmax da malign grupta daha yüksekti (7,23'e karşı 4,96; p=0,001). Laboratuvar değerlendirmesinde malign grupta albümin, hemoglobin ve lenfosit daha düşük; CRP, nötrofil, monosit, trombosit ile inflamasyon indeksleri (NLR/MLR/PLR/SII/AISI) daha yüksekti (tamamı p<0,001). ROC analizinde maligniteyi öngörmede en güçlü ayırt edici parametre BT duvar kalınlığıydı: 13,5 mm kesim noktasında EAA 0,943 (duyarlılık %86,6; özgüllük %93,0). SUVmax için 6,41 kesim noktasında EAA 0,700 olup özgüllük yüksekti (%96,0). İnflamasyon indekslerinin ROC performansları orta-iyi düzeydeydi (EAA 0,730-0,770, tümü p<0,001). BT duvar kalınlığı ile inflamatuvar indekslerden oluşturulan 0–6 puanlık kombine skorun ROC analizinde kesim noktası 2,5 olup EAA 0,855 (duyarlılık %72,4; özgüllük %81,8) bulundu. Çok değişkenli regresyon analizinde inflamasyon indeksleri sürekli değişken olarak ele alındığında bağımsız ilişki zayıflarken; kombine skor her bir birim artış için malignite ile bağımsız ilişkili bulundu (OR 1,183; %95 GA 1,002–1,398; p=0,048). İndeksler ROC kesim noktalarına göre kategorik modele alındığında NLR yüksekliği (OR 2,49) ve MLR yüksekliği (OR 2,04) bağımsız ilişki gösterdi. Ayrıca BT duvar kalınlığı yaş ile pozitif, semptom süresi ile negatif ve SUVmax ile pozitif korelasyon gösterdi (p<0,001). Sonuç: Bu çalışma, mide duvar kalınlaşması saptanan hastalarda malignite riskinin noninvaziv biçimde öngörülmesinde BT duvar kalınlığının temel belirleyici olduğunu; periferik kan inflamasyon indekslerinin ise tek başına değil, BT bulgusuyla birlikte "kombine skor" yaklaşımı içinde kullanıldığında klinik karar vermeyi güçlendiren bir ek değer sağlayabildiğini göstermiştir. Çalışmamız geniş bir kohortta BT + inflamasyon indekslerinden oluşan, 0–6 puan aralığında uygulanabilir bir kombine skor ile endoskopi öncesi risk tabakalandırmasının sayısallaştırılması ile literatüre özgün katkı sağlamıştır.