Primer immünoglobulin-a nefropatili hastalarda histopatolojik bulguların başvuru semptomları, demografik ve klinik parametreler ile ilişkisi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL HASEKİ SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2019

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: NUR BEYZA EMİRALİ

Danışman: Sami UZUN

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Amaç: IgA nefropatisi, primer glomerüler hastalıklar içerisinde görülme sıklığı açısından ilk sırada yer almasına rağmen,halen bu hasta grubunun tedavi ve izlem kriterlerinin ne olduğu tartışma konusudur. Kimi klinik bulgular velaboratuvar parametreleri tedavi başlama, izlem ve prognoz açısından yardımcı olmaktadır. Genel olarak IgAN çalışmalarında histopatolojik anormalliklere odaklanmış olan biyopsi bazlı araştırmalardan farklı olarak değişik böbrek hastalıklarında mevcut hasarın etkilerine maruz kalmamış sağlam ünitelerin miktar/oranının da faydalı prognostik bilgiler sunabileceği teorilerigündeme gelmeye başlamıştır. Çalışmamızda IgAN hasta grubunda klasik prognoz göstergeleriyle birlikte tanı böbrek biyopsisindeki sklerotik veya sağlam glomerül oranlarının birçok klinik ve laboratuvar parametre ile birlikte renal sonlanımlar açısından prognostik değerini test etmeyi amaçladık. Gereç ve Yöntem: Çalışmaya Sağlık Bilimleri Üniversitesi Haseki Eğitimve Araştırma Hastanesi Nefroloji Kliniği'nde 2008 yılından Haziran 2019 tarihine kadar takip edilen 120 IgAN hastası dahil edildi.Başvuru demografik, klinik, laboratuvar ve biyopsi bulguları kaydedildi. Ayrıca diğer histopatolojik bulgularla birlikte sağlam glomerül sayısı, toplam glomerül sayısına oranları ve global sklerotik glomerül sayısı/oranı belirlendi. Hastaların takibi süresince tGFR'de %50 ve üzeri azalma, RRT ihtiyacı ve tedaviye yanıtları belirlendi.Sağlam glomerül oranlarına ve tGFR'deki azalma oranlarına göre hastalar gruplara ayrılıp, karşılaştırıldı.Renal sağkalımı etkileyen faktörler incelendi. Bulgular: Tanı yaşı 40,1±13,9 yıl, takip süresi 45±37,5 ay olan 72'si (%60) erkek 48'i (%40) kadın olan 120 hasta çalışmaya dahil edildi. Hastaların 72'sine (%60) immunosüpresif tedavi(kortikosteroid) başlanmıştı. Bu hastaların 28'inde (%23,5) tGFH'de %25'ten fazla azalma, 16'sında (%13,4) tGFH'de %50'den fazla azalma izlenmişti. Hastaların 14'ünün (%11,7) RRT ihtiyacı olmuştu.Hastalar sağlam glomerül oranlarına göre üç gruba ayrıldığında, takip sürecinin sonunda ulaşılan kreatinin, albumin, proteinüri düzeyi ve RRT ihtiyacı gibi önemli prognostik parametreler ile ilişkili saptanmamıştır. Başvuru tGFH'lerine göre üç gruba ayrıldığında, RRT ihtiyacı ve tGFH'de %50'den fazla azalma düşük tGFH'li grupta belirgin şekilde fazlaydı (p<0,05). Takip sürecinin sonunda serum albumin ve proteinüri miktarı tüm gruplarda benzerlik göstermekteydi. İmmunosüpresif tedaviye yanıtı belirleyen değişkenlerin çoklu regresyon analizinde yaş, cinsiyet, hipertansiyon ve başvuru kreatinin/tGFR'si anlamlı ilişkili saptandı. Renal sağkalımı belirleyen faktörlerin Cox regresyon analizi için oluşturulan modelde;başvuru kreatinini/tGFR, serum albumin, hemoglobin düzeyi, global sklerotik glomerül oranı ve başvurudamakroskopik hematüri varlığı en kuvvetli parametreler olarak saptandı (sırayla, p=0,006, p=0,024, p=0,019,p=0,031, p=0,023 ). Tartışma-Sonuç:Çalışmamızda sağlam glomerül oranının makroskopik hematüri ile pozitif korelasyon, hipertansiyon, üre/kreatinin/tGFH, ürik asit, proteinüri düzeyi, total kolesterol, takipte tGFH'de %25'ten daha fazla azalma, global ve segmental sklerotik glomerül sayısı, kresentli glomerül sayısı, immünosüpresif tedavi başlama sıklığı ile anlamlı negatif korelasyon gösterdiği saptanmıştır.İmmünosüpresif tedaviye yanıtı belirleyen parametreler içinde sağlam glomerül oranı ve global sklerotik glomerül oranı dahil hiçbir histopatolojik bulgunun yol gösterici olmadığı görülmektedir. Cox regresyon analizinde yaş, cinsiyet, eşlik eden hipertansiyon ve başvuru kreatinin/tGFR'si immunosüpresif tedaviye yanıtı belirleyen önemli parametreler olarak görülmektedir. Renal sağkalımı belirleyen faktörlerin Cox regresyon analizinde başvuru kreatinin/tGFR düzeyi ile renal sonlanımlar arasında kuvvetli ilişki görülmekteydi. Serum albümin düzeyi,makroskopik hematüri varlığırenal sağkalım göstergesi olarak anlamlı saptandı. Çalışmamızın primer hedeflerinden biri sağlam ve global sklerotik glomerül oranlarının klinik parametreler ile ilişkisinin değerlendirilmesiidi.Tek değişkenli analizde sağlam glomerül oranı renal sağkalım ile anlamlı korelasyon gösterirken sklerotik glomerül oranı Cox regresyon analizinde daha güçlü bir prognoz göstergesi olarak görünmekteydi. IgAN'de böbrek biyopsisinde sağlam ve global sklerotik glomerül oranı renal sonlanımlar ile korelasyon göstermektedir.Özellikle sklerotik glomerül oranı bu hasta grubunun takibinde klinisyenlere yol gösterebilir. Bu ilişkinin tam olarak ortaya konması daha kapsamlı çalışmalar ile mümkün olabilecektir. Anahtar Kelimeler: Glomerülonefrit, IgA nefropatisi, İmmunosupresif tedavi, Sağlam glomerül oranı