Primer hiperparatiroidizmde paratiroidektominin inflamatuar ve kardiyovasküler risk parametreleri üzerindeki etkilerinin retrospektif analizi
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL ŞİŞLİ HAMİDİYE ETFAL SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2025
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: İDİL YÖRÜK DOĞAN
Danışman: Feyza YENER ÖZTÜRK
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:AMAÇ: Yüksek parathormon ve serum kalsiyum düzeylerinin sistemik inflamasyonu uyararak ve inflamatuar süreçleri şiddetlendirerek kardiyovasküler hastalık riskini arttırıcı rol oynayabilmekte olduğu düşünülmektedir. Çalışmamızda, primer hiperparatiroidizm tanılı hastalarda tek küratif tedavi seçeneği olan paratiroidektomi sonrası sistemik inflamasyon ve kardiyovasküler risk belirteçlerinin 6 ay içindeki değişiklikleri kıyaslanarak paratiroidektominin primer hiperparatiroidizmde gözlenen sistemik inflamasyon ve kardiyovasküler hastalık riski üzerine etkisinin değerlendirilmesi planlanmıştır. GEREÇ VE YÖNTEM: Bu çalışmada 2020-2025 yılları arasında Sağlık Bilimleri Üniversitesi Hamidiye Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesine başvurarak primer hiperparatiroidizm tanısı alan 45 hastanın verileri retrospektif olarak incelenmiştir. Yüksek serum kalsiyum, eş zamanlı yüksek/normal parathormon seviyeleri ve yüksek 24 saatlik idrar kalsiyum atılımı (>100 mg/gün) ile primer hiperparatiroidi tanısı doğrulanan, başarılı paratiroidektomi operasyonu sonrası serum kalsiyum ve parathormon düzeyleri normale dönen, operasyon öncesi ile postoperatif ilk 6 ay içinde laboratuvar verilerine ulaşılabilen hastalar çalışmamıza dahil edilmiştir. Hastaların demografik verileri, operasyondan önce ve sonraki hemogram ve biyokimyasal test sonuçları (serum kalsiyum, parathormon, yüksek yoğunluklu lipoprotein ve trigliserid düzeyleri) ve sistemik inflamasyon ile kardiyovasküler risk belirteçlerine ait veriler [ortalama trombosit hacmi (MPV), nötrofil-lenfosit oranı (NLO), trombosit-lenfosit oranı (PLO), monosit-HDL oranı (MHO), sistemik immun inflamatuar indeks (SII), plazma aterojenik indeks (AIP)] kaydedilmiştir. Bu parametreler operasyon öncesi ve sonrası olarak karşılaştırılmış; serum kalsiyum ve parathormon düzeyleri ile ilişkisi incelenmiştir. BULGULAR: Çalışmaya katılan 45 primer hiperparatiroidizm hastasının [37 kadın (%82,2); 8 erkek (%17,8)] tümünde cerrahi sonrası kalsiyum metabolizmasına ait parametrelerde anlamlı düzelmeler saptandı. Serum parathormon ve düzeltilmiş kalsiyum seviyelerinde anlamlı azalma, serum fosfor düzeyinde ise artış izlendi. İnflamatuar belirteçlerden sistemik inflamasyon belirteçlerinden nötrofil-lenfosit oranı(NLO), trombosit-lenfosit oranı(PLO) ve sistemik immun inflamatuar indeks (SII) değerleri ile nötrofil sayısında anlamlı düşüş gözlenirken, lenfosit sayısında artış saptandı. Ancak, preoperatif serum parathormon ve düzeltilmiş kalsiyum düzeyleri ile inflamatuar belirteçler arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişki görülmedi. ROC analizleri ise preoperatif inflamatuar belirteçlerin nefrokalsinozis, osteoporoz ve yüksek idrar kalsiyumunu öngörme gücünün yeterli olmadığını gösterdi (AUC 0,05). SONUÇ: Son yıllarda pahalı olmayan, kolay uygulanabilir ve ulaşılabilir sistemik inflamasyon belirteçleri olarak öne çıkmaya başlayan nötrofil-lenfosit oranı(NLO), trombosit-lenfosit oranı(PLO) ve sistemik immun inflamatuar indeks (SII)'nin primer hiperparatiroidizm hastalarında paratiroidektomi sonrası anlamlı düzeyde düşüş göstermesi primer hiperparatiroidizmin sadece bir kalsiyum metabolizma hastalığı olmadığını; sistemik inflamasyon ile ilişkili olabileceğini desteklemektedir. Bu neden sonuç ilişkinin netleştirilmesi için daha geniş hasta sayılı ve prospektif çalışmalara ihtiyaç vardır. Bu ilişkinin kesinleştirilmesi sistemik inflamasyona bağlı risk düzeyi yüksek hastaların daha erken dönemde tespit edilerek küratif sonuçlar sağlayabilecek paratiroidektomiye erken yönlendirilmesini sağlayabilir.