Dimerkaptosüksinik asit (DMSA) sintigrafisi ile renal parankimal skar tespit edilen hastaların renal prognozlarının değerlendirilmesi
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL ŞİŞLİ HAMİDİYE ETFAL SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2023
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: MELEK GİZEM TUNCAL GÜLŞEN
Danışman: Gül ÖZÇELİK
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Amaç: Çocuklarda ateşli veya tekrarlayan üriner sistem enfeksiyonlarında, vezikoüretral reflü (VUR), spina bifida veya eşlik eden mesane bağırsak disfonksiyonu (MBD) olan hastalarda izlemde renal skar oluşma riski fazladır. Dimerkaptosüksinik asit (DMSA) sintigrafisi renal skarı göstermede altın standarttır. Bu çalışmada DMSA'da skar saptanan hastaların hipertansiyon, proteinüri, kronik böbrek hastalığı gibi renal komplikasyonlar açısından incelenmesi ve risk faktörlerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Sağlık Bilimleri Üniversitesi Şişli Hamidiye Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi Çocuk Nefroloji Biriminde 1 Ocak 2016-1 Ocak 2021 tarihleri arasında DMSA sintigrafisi çekilen, 1-18 yaş aralığında 398 hasta retrospektif tarandı. Çalışmamıza üriner sistem enfeksiyonu geçirmiş ve/veya vezikoüretral reflüsü olan veya spina bifida olup DMSA'da renal skar saptanan hastalar alındı. Kriterlere uyan renal skarlı 50 kişiden oluşan hasta grubu ve 30 kişiden oluşan sağlıklı kontrol grubu çalışmaya dahil edildi. Hastaların cinsiyet, yaş, boy, kilo, vücut kitle indeksi, DMSA sonucu, renal skar oluşumuna sebep olabilecek hastalıkları (VUR, nörojen mesaneli spina bifida, eşlik eden MBD vs.), tanı yaşı, nefrolojik izlem süreleri, skar saptandıktan en az 1 yıl sonra bakılmış olan serum üre, kreatinin, tahmini glomerüler filtrasyon hızı (eGFR), spot idrarda protein/kreatinin oranı, spot idrarda mikroalbumin/kreatinin oranı ve ofis kan basıncı ölçümleri kaydedildi. Skarlı ve skarsız grup boy ve kilo persentilleri, böbrek fonksiyon testleri, kan basıncı ölçümleri, proteinüri ve albuminüri açısından karşılaştırıldı. Bulgular: Çalışmaya alınan 50 skarlı hastanın %28'i erkek, %72'si kız idi. Skarlı grubun ortalama skar tanı yaşı 4,09±3,24 yıl, skar sonrası ortalama izlem süresi 4,32±1,88 yıl olarak saptandı. Skarlı grubun ortalama yaşı (11,7±4,2 yıl) skarsız gruptan (9,5±4,4 yıl) anlamlı olarak yüksekti. Skarlı hastaların %92'sinde rekürren İYE, %8'inde ateşli İYE öyküsü, %66'sında VUR, %20'sinde spina bifidaya bağlı nörojen mesane, %16'sında MBD olduğu görüldü. Skarlı grupta eGFR<90 mL/dk/m2 olan, proteinürisi olan ve albuminürisi olan birey sayısı skarsız gruba göre anlamlı yüksek saptanırken iki grup arasında kan basıncı açısından anlamlı fark görülmedi. eGFR<90 ml/dk/m2 olan hastaların erkek cinsiyet oranı, yaşları, proteinüri oranı, eGFR≥90 ml/dk/m2 olanlara göre istatistiksel olarak anlamlı yüksekti. Skarlı grupta yüksek kan basıncı veya HT'u olan hastaların tanı yaşı, normotansif olanlara göre istatistiksel olarak anlamlı düşük, proteinüri oranı anlamlı yüksek bulundu. Proteinüri belirleyici faktörler için oluşturulan çok değişkenli lojistik regresyon analizinde sadece yüksek KB veya HT istatistiksel olarak anlamlı bulundu. Skarlı gruptaki hastalar VUR derecelerine göre demografik özellik, boy-kilo değerleri ve laboratuar sonuçları açısından karşılaştırıldığında anlamlı fark görülmedi. Sonuç: Çalışmamız sonucunda daha büyük yaştaki erkek hastaların ve proteinüri gelişen hastaların skara bağlı böbrek fonksiyonlarında bozulma açısından daha riskli olduğu görüldü. Ayrıca erken yaşta renal skar oluşması ve proteinüri görülmesinin, skarlı hastalarda hipertansiyon riskini arttırabileceği kanaatine varıldı. Anahtar kelimeler: renal skar, rekürren üriner sistem enfeksiyonu, vezikoüretral reflü, proteinüri, hipertansiyon