Acil servis asistanlarının nöbet öncesi ve sonrasıanksiyete düzeyinin oksidatif stres parametreleri ve stai ölçeği (durumluk ve sürekli kaygı ölçeği) ile değerlendirilmesi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, ANKARA ŞEHİR SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2024

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: DERYA MENEKŞE PARLAK

Danışman: Hakan OĞUZTÜRK

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

GİRİŞ VE AMAÇ: Acil Servisler, doğası ve amacı itibariyle stresin yoğun olduğu alanlardır. Çalışma ortamında sürekli olarak strese maruziyetin sonuçlarından biri de anksiyetedir. Anksiyete, içsel veya dışsal olası bir tehdit beklentisi karşısında kişinin fiziksel, somatik, ruhsal ve bilişsel alanlarında bozulmalarla kendisini gösteren kaygı durumudur. Durumluk kaygı, bir uyaran ile tetiklenip bir tepki olarak ortaya çıkar. Bireyin gündelik yaşamında etkilendiği dışsal stress faktörlerine verdiği akut bir yanıt, akut bir tepkidir. Sürekli kaygı dışsal stress faktörlerinden bağımsız olarak yapısal bir özellik gibi bireyde varlığını kalıcı şekilde sürdürmektedir. Organizmada bulunan serbest radikaller ve antioksidan moleküller bir denge halindedir. Bu durum oksidatif denge olarak tanımlanır. Serbest radikallerin artışı ile onları detok­sifiye eden, antioksidan mekanizmaların yetersizliği sonucu oksidatif dengenin bozulması oksidatif stress olarak tanımlanır. Anksiyete, emosyonel stres, fiziksel stres, aşırı egzersiz gibi durumlar oksidatif stresi arttıran endojen faktörler arasındadır. 24 saatlik Acil servis nöbetleri acil tıp asistanları için fiziksel ve emosyonel anlamda bir çok farklı stres faktörü içerir. Çalışmamızda acil tıp asistanlarının nöbet öncesi ve sonrası anksiyete düzeylerinin oksidatif stres parametrelerinden olan tiyol disülfit dengesi ve iskemi modifiye albumin çalışılarak ve STAİ (durumluk ve sürekli kaygı ölçeği) ile değerlendirilmesini amaçladık. GEREÇ VE YÖNTEM: Katılımcı asistanlardan nöbet öncesi ve sonrası olmak üzere iki kez kan alındı ve eş zamanlı olarak nöbet öncesi ve nöbet sonrası olmak üzere iki kez STAI-1 ve STAI-2 uygulandı. Katılımcılardan alınan venöz kan örneklerinde tiyol disülfit dengesine ve İMA düzeylerine bakıldı. İMA düzeyi tayininde Bar-Or ve arkadaşları tarafından geliştirilen Albümin Kobalt Bağlanma Testi kullanıldı. Tiyol disülfit Homeostazisinın tayininde Erel ve Neselioğlu tarafından tanımlanan otomatik spektrofotometrik yöntem kullanılmıştır. Tiyol seviyelerine ek olarak, disülfit seviyeleri de ölçülmüş ve toplam tiyol olarak adlandırılan native tiyol ve disülfit seviyelerinin toplamı hesaplanmıştır. BULGULAR: Çalışmaya 113 Acil Tıp asistanı dahil edildi. Katılımcıların tamamında nöbet öncesi durumluk anksiyete skoru nöbet sonrasına göre anlamlı şekilde yüksek saptandı. Nöbet öncesi durumluk ve sürekli anksiyete skorları arasında amlamlı fark saptandı. Kıdem yıllarına ve nöbet alanlarına göre kategorize edildiğinde; 2. Yıl asistanlarında anksiyete 4.yıl asistanlarına göre ve sarı alan nöbeti tutanlarda diğer alanlara göre anksiyete düzeyleri anlamlı şekilde yüksek saptandı. Nöbet öncesi TT, NT düzeyleri nöbet sonrasına göre anlamlı şekilde düşüktü. Anksiyete skorlarından aldıkları puanlar ve TT, NT düzeyleri arasında anlamlı negatif bir korelasyon saptandı. Nöbet sonrası İMA düzeyleri ise nöbet öncesine göre anlamlı şekilde yüksek saptandı. SONUÇ: Çalışmamızda acil tıp asistanlarında nöbet öncesi anksiyetesinin varlığını tespit ettik. 24 saatlik acil nöbeti sonrası anksiyete düzeyleri düşmüş, kandaki NT ve TT düzeyleri nöbet öncesine göre anlamlı şekilde yükselmişti. Antioksidan sistemdeki bu değişikliğe 2 farklı yorum getirdik. Nöbetin yarattığı oksidatif strese yanıt olarak kompansatuvar bir mekanizmayla antioksidan sistemin devreye girişi ve alternatif diğer yanıt ise nöbet öncesi yaşanan duygusal stresin oksidatif dengemiz üzerinde etkisinin büyüklüğüyle ilişkli olabileceğiydi. Bunu açıklayabilmek adına literatürde de sağlıklı erişkinlerde yapılmış yeterli çalışma sonucuna erişemedik. Hasta ve kontrol gruplarıyla yapılan bazı çalışma sonuçlarında da mekanizmaya dair aynı belirsizlik mevcuttu. Nöbet sonrası İMA düzeylerinin anlamlı şekilde azalmış olmasını, nöbet öncesi yaşanan nöbet anksiyetesinin yarattığı duygusal strese bağlı oksidatif yanıt olabileceğini ve bu sonucun bize nöbet öncesi yaşanan duygusal stresin oksidatif dengemiz üzerinde etkisinin fiziksel stresten daha dominant bir özellik gösterdiğine işaret ediyor olabileceği düşündük. Literatürde de gördüğümüz kadarıyla; anksiyete bozuklukları ile oksidatif dengesizlik arasındaki neden sonuç ilişki henüz net değildir. Neden sonuç ilişkisinin ne şekilde kurulduğundan bağımsız olarak anksiyete ve oksidatif stress ilişkisinden bahsetmek mümkündür. Acil tıp asistanlarında nöbet anksiyetesi, mesleki stress ve etkilerine dikkat çekmek isteyerek tasarladığımız bu çalışmanın sonuçlarına bakarak, acil servisin ve 24 saatlik bir nöbetin acil tıp asistanları üzerinde anksiyete yarattığı aşikardır. Anksiyete yaratan etkenler detaylıca araştırılıp çözüm üretmek anlamında neler yapılabileceğine dair ek araştırmalar yapmak fayda sağlayabilir Anahtar Kelimeler: Acil Tıp, Anksiyete, Oksidatif Stres, Tiyol-disülfit Dengesi, İskemi Modifiye Albumin, STAI (Durumluk ve Sürekli Kaygı Envanteri)