Kastrasyona dirençli metastatik prostat kanserinde GA-68 PSMA PET/BT tekstür özelliklerinin LU-177 PSMA tedavisi uygulanan hastalarda tedavi yanıtı ve sağkalım ile ilişkisinin araştırılması


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, ANKARA ŞEHİR SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2024

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: MERVE ATALAY

Danışman: Berna TEKİN

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Amaç: Bu çalışmanın amacı metastatik kastrasyona dirençli prostat kanseri (mKDPK) tanısı ile Lutesyum-177 prostat spesifik membran antijeni (Lu-177 PSMA) radyoligand tedavisi alan hastalarda tedavi öncesi yapılan Galyum-68 Prostat Spesifik Membran Antijeni Pozitron Emisyon Tomografisi/Bilgisayarlı Tomografi (Ga-68 PSMA PET/BT) görüntülerinden elde edilen volümetrik ve radyomiks verilerinin hastaların tedavi yanıtı ve genel sağkalımı ile ilişkisinin ortaya konmasıdır. Gereç ve Yöntem: Kasım 2021- Eylül 2023 tarihleri arasında kliniğimizde Lu-177 PSMA tedavisi alan hastalar retrospektif olarak tarandı. En az 2 siklus tedavi alan ve kliniğimizde tedavi öncesi Ga-68 PSMA PET/BT görüntülemesi bulunan 61 hasta çalışmaya dahil edildi. Hastaların demografik bilgileri, histopatoloji bulguları, 177Lu PSMA tedavisi öncesi aldığı tedaviler, tedavi öncesi ve sonrası serum PSA değerleri ile tedavi öncesi laboratuvar bulguları kaydedildi. Hastalardaki lezyonların segmentasyonu ve radyomiks özelliklerinin elde edilmesi Local Image Features Extraction (LIFEx) yazılımı kullanılarak yapıldı. Artmış Ga-68 PSMA tutulumu gösteren lezyonlar maksimum SUV değerinin %40'ı eşik değer olacak şekilde, 3 boyutlu olarak yarı otomatik segmente edildi. Her lezyon için birinci ve ikinci sıra radyomiks tekstür özellikleri ile konvansiyonel SUV ölçümleri, PSMA-TV, TL-PSMA değerleri elde edildi. Hastaların 177Lu-PSMA radyoligand tedavisine biyokimyasal yanıtları serum PSA değişimine göre değerlendirildi. Prostat Kanseri Çalışma Grubu 3 Kriterlerine göre tedavi öncesi serum PSA değerlerinde 2 kür tedavi sonrası ölçülen serum PSA değerlerine göre %50 ve daha fazla düşüş olması tedaviye yanıt olarak kabul edildi. Sağkalımın değerlendirilmesi amacıyla tedavi sonrası takiplerinde mortalite gelişen hastalar belirlendi. Veriler değerlendirilirken IBM SPSS 26 programı kullanıldı. Tip-1 hata düzeyinin %5'in altında olduğu durumlar (p<0.05) istatistiksel olarak anlamlı kabul edildi. Bulgular: Çalışma kapsamında dahil edilme kriterlerini karşılayan 61 hastaya ait 1129 lezyon incelendi. Hastaların yaş ortalaması 71,2 ± 7,2yıl idi (range:55-92). Tüm hastalar daha önce androjen deprivasyon tedavisi, 52 hasta (%85) kemoterapi, 58 hasta (%95) ikinci kuşak anti-androjen tedavisi ve 1 hasta radium tedavisi almıştı. İki kür 177Lu PSMA tedavisi sonrası hastaların 24'ünde (%39,3) %50'nin üzerinde serum PSA düşüşü görüldü ve bu hastalar biyokimyasal cevaplı olarak kabul edildi. 10 hastada (%16,4) serum PSA düzeylerinde %50'nin altında düşüş izlenirken, 27 hastada (%44,3) ise serum PSA düzeylerinde artış görüldü ve toplamda 37 hasta (%60,7) tedaviye biyokimyasal cevapsız olarak kabul edildi. Tedaviye biyokimyasal cevap ile ilişkili bulunan, AUC değeri yüksek olan değişkenler ile yapılan lojistik regresyon modeline göre, GLRLM-LRE tedaviye biyokimyasal cevabı göstermede bağımsız prediktör bir parametre olduğu ve GLRLM-LRE değerinin biyokimyasal cevap ile negatif korelasyon gösterdiği saptandı (OR=0,396 p=0,012). Sağkalım verilerine ulaşılabilen 53 hasta ile yapılan medyan 12 aylık (2- 27 ay) hasta takip verilerine göre hastaların genel sağkalımı ortalama 11,82 ±1,32 ay bulundu. Hastalarda mortalite ile ilişkili bulunan, AUC değeri yüksek olan değişkenler ile yapılan lojistik regresyon modelinde PSMA-TV'nin hastalarda mortalite riskini öngören bağımsız prediktör bir parametre olduğu; PSMA-TV değeri arttıkça hastalarda mortalite riski arttığı saptandı (OR=1,014 p=0,038<0,05). Ayrıca radyoligand tedaviye biyokimyasal cevaplı hastalarda ortalama genel sağkalım 15,98±2,02 ay iken, biyokimyasal cevap göstermeyen hasta grubunda 9,11±1,46 olarak bulundu. Buna göre tedaviye biyokimyasal cevap gösteren hasta grubunda genel sağkalım anlamlı olarak daha uzundu (p=0,009). Tartışma ve Sonuç: Çalışmamız kapsamında tekstürel parametrelerden GLRLM-LRE'nin biyokimyasal tedavi yanıtını göstermede, PSMA-TV'nin ise hastalarda mortalite riskini belirlemede bağımsız prediktör parametreler oldukları, bunlarla birlikte birçok SUV bazlı kantitatif parametrenin ve tekstürel özelliğin tedavi yanıtı ve sağkalım grupları arasında anlamlı farklar göstererek öngörü potansiyeline sahip parametreler oldukları saptandı. Bu çalışmanın Lu-177 PSMA radyoligand tedavisi öncesi bazal 68Ga PSMA PET/BT görüntülemeden elde edilebilecek noninvaziv prognostik biyobelirteçlerin saptanması yolunda ilk adımlardan biri olduğunu düşünüyoruz. Ancak tekstür analizi yöntemleri kullanılarak elde edilen verilerin günlük nükleer tıp pratiğinde kullanılabilmesi ve bu verilerin karmaşık analiz prosesleri sonrasında geliştirilen yapay zekâ algoritmaları ile rutin kullanıma alınabilmesi için; radyomiks alanında prospektif ve çok merkezli olarak tasarlanmış, yüksek hasta sayısına sahip çalışmalara ihtiyaç vardır. Bununla birlikte öncelikle farklı merkezler arası görüntüleme ve analiz yöntemlerinde standardizasyon sağlanmasının ardından elde edilen verilerin işlenmesi ve değerlendirilmesi önem arz eder.