Çocuk enfeksiyon kliniğinde 2003-2016 yılları arasında tüberküloz tanısıyla yatarak tedavi başlanan hastaların retrospektif değerlendirilmesi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL ŞİŞLİ HAMİDİYE ETFAL SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2017

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: DURDUGÜL AYYILDIZ EMECEN

Danışman: Nazan DALGIÇ

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Çalışmamızda 2003–2016 tarihleri arasında, Sağlık Bilimleri Üniversitesi Şişli Hamidiye Etfal E.A.H ( SBÜ ŞHEEAH) Çocuk Enfeksiyon Kliniği'nde yatan ve tüberküloz (TB) hastalığı tanısı alan 0-18 yaş arası 233 vakanın demografik, klinik ve laboratuvar bulgularını retrospektif olarak inceledik. Olguların 123 (%52,8)'ü erkek, 110 (%47,2)'u kızdı, yaş ortalaması ise 111,39 ± 4 ay (9,3 yaş) idi. Hastalar beş yaş altı, 5-10 yaş arası ve 10 yaş üzeri olmak üzere üç gruba ayrıldı. Çocukların %22,7 'si beş yaşının altında, %27 'si 5-10 yaş arası ve % 50,2 si 10 yaşının üzerindeydi. 2009 yılı %20,2 hasta ile en çok hastanın tanı aldığı yıldı. Hastaların memleketlerine bakıldığında ilk sırada Doğu Anadolu Bölgesi %27,5, ikinci sırada ise Marmara Bölgesi %23,6 geliyordu. Çocukların %10,3'ünde kronik hastalık saptandı. Hastaların %50,2'sinin pulmoner, %37,8'inin extrapulmoner, %7,3'ünün pulmoner ve extrapulmoner birlikte, %4,7'sinin ise miliyer TB olduğu tespit edildi. Pulmoner TB'lerin içinde %73,9'luk bir oran ile primer TB ilk sırada yer aldı. Extrapulmoner TB'den en sık görüleni %36,2 ile TB plöraziydi. Pulmoner TB 10 yaş üzerindeki hastalarda anlamlı olarak daha fazla, beş yaş altında ise daha azdı (p 0,05). (Quanti-FERON) QFT testinin % 55,4 hastada pozitif olduğu görüldü. Miliyer TB'de QFT duyarlılığı diğer klinik formlara göre anlamlı olarak yüksekti (p<0,05). Alınan örneklerin % 44,6'sında basil mikroskobik bakıda gösterildi. Olguların %57,9'unda kültürde üreme tespit edildi, üremenin ve basil gösterilmenin en fazla olduğu örnek açlık mide sıvısı (AMS) idi. Eritrosit sedimentsyon hızı (ESH) %90 hastada yükselmişti. Posteroanterior akciğer (PAAC) grafisi %74,2 hastada TB lehine yorumlandı. Bilgisayarlı tomografi (BT) raporlarında ise %81,5'inde TB düşündüren patolojik bulguya rastlandı. Çalışmamızın sonuçları genel olarak literatür ile uyumlu tespit edildi. Sonuç olarak; çocukluk çağı TB'si; bulaştırıcı erişkinlerin saptanmasından, hasta ve hastalık için risk faktörü olan çocuklara doğru tanı ve tedavinin uygulanmasına kadar süren uzun soluklu ve azami özen gerektiren bir halk sağlığı sorunudur. Bu bağlamda her ülkenin kendi gerçeklerini bilmesi ve buna uygun TB kontrol programları geliştirmesi gerekmektedir.