Üçüncü basamak bir merkezde izlenen adolesan idiopatik skolyozlu olguların demografik, sosyoekonomik, klinik ve radyografik özelliklerinin analizi: Retrospektif kesitsel çalışma


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL FATİH SULTAN MEHMET SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2026

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: METİN OKAY ERDEMİR

Danışman: Özge Gülsüm İLLEEZ

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Amaç: Bu çalışmanın amacı, üçüncü basamak bir merkezin fiziksel tıp ve rehabilitasyon kliniğinde izlenen adölesan idiyopatik skolyoz (AİS) olgularının ilk başvuru anına ait demografik, sosyoekonomik, klinik ve radyografik özelliklerini retrospektif olarak değerlendirmek ve bu parametreler arasındaki, özellikle eğrilik şiddetiyle ilişkili olan bağlantıları incelemektir. Gereç ve Yöntem: Retrospektif, kesitsel ve analitik nitelikteki bu çalışmaya, Eylül 2020–Ocak 2026 tarihleri arasında kliniğimiz skolyoz polikliniğine başvuran hastaların kayıtları tarandıktan sonra, verileri eksiksiz olan 254 AİS olgusu (10–18 yaş, Cobb açısı ≥10°) dahil edilmiştir. Olgular; Adams öne eğilme testi, Beighton hipermobilite skoru, skolyometre ile gövde rotasyon açısı (ATR), Cobb açısı, kifoz açısı, eğrilik apeksinin lokalizasyonu, Risser evresi ve uygulanan tedavi planı açısından değerlendirilmiştir. İstatistiksel analizlerde Shapiro–Wilk, Mann–Whitney U, Kruskal–Wallis, Bonferroni düzeltmeli Dunn, Ki-kare ve Spearman korelasyon testleri kullanılmış; anlamlılık düzeyi p<0,05 olarak kabul edilmiştir. Bulgular: İncelenen örneklem, AİS'in genel klinik profiliyle uyumlu biçimde belirgin bir kız cinsiyet üstünlüğü göstermiş (%70,1) ve büyük ölçüde hafif (%59,1) ve orta (%38,6) dereceli olgulardan oluşmuştur; şiddetli olgu oranı %2,4 ile sınırlı kalmıştır. Skolyozun ortalama fark edilme yaşı 12,44±2,50 yıl olup eğriliği en sık aile bireyleri (%42,1) ve sağlık personeli (%37,8), en az ise öğretmenler (%3,5) fark etmiştir. Klinik muayenede Adams öne eğilme testi olguların %87,4'ünde pozitif bulunmuş, ortalama maksimum gövde rotasyon (ATR) değeri 6,63±3,43° olarak ölçülmüş ve Cobb açısı ile maksimum ATR arasında çok güçlü pozitif korelasyon saptanmıştır (r=0,888; p<0,001). Eklem hipermobilitesi olguların %27,6'sında görülmüş, Beighton skoru kız bireylerde anlamlı düzeyde yüksek bulunmuş (p<0,001); ancak hipermobilite ile eğrilik şiddeti arasında anlamlı ilişki izlenmemiştir. Radyografik değerlendirmede ortalama Cobb açısı 19,14±8,23° olup eğrilik apeksi en sık torakal (%43,3), ardından lomber (%31,1) ve torakolomber (%13,8) bölgede yerleşmiştir. Olguların %36,6'sı hipokifotik bulunmuş ve eğrilik şiddeti grupları arasında kifoz açısı bakımından anlamlı fark saptanmış (p=0.010), şiddet arttıkça kifoz açısının azaldığı gözlenmiştir. Cobb açısı ile kifoz açısı arasında çok zayıf negatif korelasyon bulunmuştur. (r=-0,149; p=0,017). Tedavi yaklaşımında skolyoza spesifik egzersiz (SSE) önerilen grupta Cobb açısı ve maksimum ATR değerleri korse ve SSE grubuna kıyasla anlamlı düzeyde daha düşük olup ( p<0,001), tedavi kararının eğrilik şiddetine göre kademelendiği belirlenmiştir. Yaş ile Risser evresi arasında çok güçlü pozitif korelasyon (r=0,951; p<0,001) saptanmıştır. Şiddetli (n=6) ve cerrahi (n=3) alt gruplardaki olgu sayısının düşüklüğü nedeniyle bu gruplara ilişkin bulgular yalnızca betimleyici düzeyde değerlendirilmiştir. Sonuç: Bu çalışma, üçüncü basamak bir merkeze ilk kez başvuran AİS olgularının demografik, sosyoekonomik, klinik ve radyolojik özelliklerini bütüncül bir veri seti içinde değerlendirerek kapsamlı bir kesit sunmaktadır. Bulgular; erken tanının, koronal ve sagital düzlemleri birlikte ele alan çok düzlemli radyolojik değerlendirmenin ve eğrilik şiddetine dayalı bireyselleştirilmiş tedavi planlamasının AİS yönetimindeki önemini desteklemektedir. Sonuçlarımız, AİS'in yalnızca koronal düzlemdeki deformiteyle sınırlı olmayan; büyüme, matürasyon, gövde rotasyonu, sagital profil ve eşlik eden kas-iskelet sistemi sorunlarıyla birlikte ele alınması gereken çok boyutlu bir durum olduğunu göstermektedir. Elde edilen veriler, gelecekte yürütülecek prospektif ve çok merkezli araştırmalar için bir temel oluşturmaktadır. Anahtar Sözcükler: Adolesan, Skolyoz, Retrospektif Çalışmalar