Febril konvülziyon tanılı hastalarda anne sütü kullanımı ve febril konvülziyonla ilişkisinin değerlendirilmesi
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, ANKARA DR. SAMİ ULUS KADIN DOĞUM ÇOCUK SAĞLIĞI VE HASTALIKLARI SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2022
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: CANSU KUZU TAMKAN
Danışman: Deniz YÜKSEL
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Giriş ve Amaç: Febril konvülziyon, çocuklarda en sık görülen nörolojik bozukluklardan birisidir. Emzirmenin febril konvülziyon (FK) üzerindeki koruyucu etkisinin altında yatan mekanizmalar henüz açıklığa kavuşturulamamış olmasına rağmen, anne sütü içeriğinin dokosaheksaenoik asit (n-3 LC-PUFA) bakımından zengin olması nöronal uyarılabilirliği azaltarak anti-konvülsif etki yaratabileceği; enfeksiyonlardan koruyucu etkisinin, epidermal büyüme faktörü, immünoglobulin A ve oligosakkaritler gibi çeşitli faktörlere bağlı olduğu ileri sürülmüştür. Bu çalışmada febril konvülziyon tanısı alan olguların ve kontrol grubundaki sağlıklı çocukların klinik ve sosyodemografik özellikleri ile FK gelişiminde etkili risk faktörleri, toplam anne sütü kullanımı ve ilk 6 aydaki beslenme tiplerinin incelenmesi; ilk 6 ay sadece anne sütü kullanımının, toplam anne sütü alım sürelerinin febril konvülziyon gelişimi ve tipleri arasındaki ilişkisinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: 01 Mart 2021-01 Mart 2022 tarihleri arasında Sağlık Bilimleri Üniversitesi Dr. Sami Ulus Kadın Doğum, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi çocuk nöroloji ve çocuk sağlığı ve hastalıkları polikliniğine başvuran 6 ay-5 yaş arası febril konvülziyon tanısı almış olan 75 çocuk çalışmaya olgu grubu olarak; herhangi bir sağlık problemi bulunmayan 6 ay-5 yaş arası 75 çocuk da kontrol grubu olarak çalışmaya dahil edilmiştir. Katılımcıların sosyodemografik özellikleri, anne sütü kullanımı ve beslenme tipleri ile ilgili bilgiler, oluşturulan olgu takip formuyla değerlendirilmiştir. Bulgular: Çalışmaya dahil edilen 150 olgunun 80'i (%53,3) erkek, 70'i (%46,7) kız cinsiyetteydi. Febril konvülziyon grubunun ortanca yaşı 21 ay (8-60), kontrol grubunun ortanca yaşı 19 ay (6-60)idi ve gruplar arası anlamlı bir farklılık saptanmadı (p=0,842). İlk FK ortanca yaşı 15 ay (6-60) olarak saptandı. Febril konvülziyon hastalarının 44'ü (%58,6) basit tip, 31'i (%41,4) komplike tipteydi. Üst solunum yolu enfeksiyonu en sık (%52,4) enfeksiyon kaynağıydı. İlk 6 ayda sadece anne sütü ile beslenme durumu FK grubunda 39 hasta (%52,0), kontrol grubunda 47 olgu (%62,7) olarak tespit edildi ve gruplar arasında anlamlı fark saptanmadı (p=0,390). İlk 6 ayda sadece anne sütü alanlar basit FK grubunda %50,0, komplike FK grubunda %54,8 oranlarındaydı ve ilk 6 aydaki beslenme tipi ilefebril konvülziyonun tipi arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmamıştır (p=0,870). Febril konvülziyonlu olgu grubundaki 12 ay ve üzerindeki olguların %64,7'si 13-24 ay arası anne sütü almışken, kontrol grubunda bu oran %67,7 olarak benzer bulunmuş olup iki grup arasında istatistiksel bir fark saptanmamıştır (p=0,937). Basit FK geçiren olgu grubundaki 12 ay ve üzerindeki hastaların %64,1'i 13-24 ay arası anne sütü almışken, komplike FK geçiren olgu grubunda bu oran %65,4 bulunmuş olup istatistiksel bir fark saptanmamıştır (p=0,893). Sonuç: Febril konvülziyon tanısı almış hastalarımızın sosyodemografik özellikleri, aşılanma durumları, anne sütü kullanımının ilk 6 aylık dönemdeki oranları ve toplam anne sütü kullanım süreleri bakımından sağlıklı kontrol grubu ile karşılaştırıldığında anlamlı bir farklılığının olmadığı gösterildi. Daha önce bu konu hakkında yapılan çalışmalarda farklı sonuçlar bildirilmiştir. Konuyla ilgili geniş örneklem sayısı içeren çalışmalarda, daha uzun süreli emzirme ve ilk 6 ay sadece anne sütü ile beslenme, bebeklerde azalmış FK riski ile ilişkilendirilmiştir. Ancak emzirme süresi ve ilk 6 aydaki beslenme tipi ile FK gelişimi ve tipleri arasında herhangi bir ilişkinin saptanamadığı çalışmalar da literatürde mevcuttur. Daha çok sayıda hasta ile yapılacak, emzirmenin sona ermesinden sonra FK'ya karşı koruyucu etkinin süresini değerlendiren ve emzirmenin tekrarlayan veya uzun süreli nöbetler üzerindeki koruyucu etkisini araştıran ileri çalışmalar gelecekte planlanabilir.