Hastane dışı kardiyak arrest vakalarımızın koroner anjiografi sonuçlarının değerlendirilmesi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, KAYSERİ ŞEHİR SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, CERRAHİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2025

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: BEYHAN KORAY

Danışman: İsmail ALTINTOP

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Amaç: Hastane dışı kardiyak arrest (HDKA) sonrası spontan dolaşımın geri dönmesi (SDGD) sağlanan hastalarda akut koroner sendrom önemli bir etiyolojik faktördür. Bu çalışmada, SDGD sonrası koroner anjiyografi (KAG) uygulanan hastalarda koroner arter lezyonlarının dağılımı, culprit lezyon oranları, TIMI akım skorları, revaskülarizasyon sonuçları ve bu parametrelerin mortalite ile ilişkilerinin değerlendirilmesi amaçlandı. Gereç ve Yöntem: Bu retrospektif tanımlayıcı çalışma, Kayseri Şehir Eğitim ve Araştırma Hastanesi Acil Tıp Kliniğinde 2019–2024 yılları arasında HDKA nedeniyle kardiyopulmoner resusitasyon (KPR) uygulanıp SDGD sağlanan ve akut koroner sendrom ön tanısı ile KAG yapılan toplam 155 yetişkin hastayı kapsamaktadır. Hastaların demografik verileri, komorbiditeleri, arrest özellikleri, laboratuvar parametreleri, EKG bulguları, KAG sonuçları, TIMI akım dereceleri ve klinik çıktıları incelendi. Mortalite ile ilişkili bağımsız prediktörleri belirlemek amacıyla binary lojistik regresyon analizi yapıldı. Bulgular: Hastaların ortalama yaşı 62,2±12,3 yıl olup %79,4'ü erkekti. Hastaların %80'inde kardiyopulmoner arreste 112 Acil Sağlık Sistemi tanık olmuştu. Başlangıç ritmi hastaların %47,1'inde VF/nVT, %52,9'unda asistoli/NEA idi. SDGD sonrası çekilen EKG'de en sık sinüs ritmi (%24,5) ve atriyal fibrilasyon (%20,6) saptandı. KAG'de en sık culprit lezyon LAD arterde görüldü (%41,9). Hastaların %23,9'unda anlamlı koroner lezyon yoktu. Perkütan koroner girişim uygulanan hastaların %51,7'sinde TIMI 3 akım sağlandı. Hastane içi mortalite %83,2 olarak bulundu. Mortalite ile ilişkili değişkenlerin analizinde; ölen hastalar yaşayanlara göre anlamlı olarak daha ileri yaşta (63,78 vs. 54,35 yıl; p<0,001), daha düşük pH değerine (7,05 vs. 7,13; p=0,038) ve daha yüksek laktat düzeyine sahipti (11,33 vs. 9,28 mmol/L; p=0,027). Yaş (OR=1,095; p=0,003) ve KPR süresi (OR=1,131; p=0,001) bağımsız mortalite belirleyicileri olarak saptandı. VF/nVT ritmi yaşayan hastalarda anlamlı olarak daha sık görülürken (%84,6), asistoli/NEA ritmi mortalite ile güçlü şekilde ilişkiliydi (p<0,001). Sonuç: HDKA sonrası SDGD sağlanan ve KAG uygulanan hastalarda en sık culprit lezyon LAD arterde olup, TIMI 3 akım sağlanması yüksek oranlarda başarılmıştır. Buna karşın hastane içi mortalite yüksektir. Yaş, KPR süresi ve başlangıç ritmi mortaliteyi öngörmede önemli parametrelerdir. Bu bulgular, HDKA sonrası erken ve etkili resüsitasyonun, hızlı kardiyak değerlendirme süreçlerinin ve uygun hastaların doğru invaziv stratejilere yönlendirilmesinin önemini vurgulamaktadır.