Sosyal anksiyete bozukluğu olan hastalarda bilişsel çarpıtmalar
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, ANKARA DIŞKAPI YILDIRIM BEYAZIT SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2015
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: ERKAN KURU
Danışman: Sibel ÖRSEL
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Giriş ve Amaç: Sosyal Anksiyete Bozukluğu sık görülen, tedavi edilmediğinde kronikleşen bir hastalıktır. Bilişsel davranışçı terapi ile tedavisinde başarılı sonuçlar alınmaktadır. Çalışmamızda SAB kliniğinde otomatik düşünceler, bilişsel çarpıtmalar ve fonksiyonel olmayan tutumların rolü ve anksiyete düzeyleri ile ilişkisinin incelenmesi amaçlandı. Yöntem: Araştırmamıza hastanemiz polikliniğine başvuran, 51 SAB hastası ile 51 sağlıklı gönüllü kontrol grubu olarak kabul edildi. Hastalar "sosyodemografik veri formu, liebowitz sosyal fobi belirti ölçeği, düşünce özellikleri ölçeği, otomatik düşünceler ölçeği, fonksiyonel olmayan tutumlar ölçeği, durum ve süreklilik kaygı envanteri, beck anksiyete ölçeği, beck depresyon ölçeği, kısa sosyal fobi ölçeği, klinik global izlem ölçeği" ile değerlendirildi. Bulgular: Çalışmaya katılan hastalardan 33'ü (%64,7) erkek ve 35 'i (%68,6) bekardı. Hastaların yaş ortalaması 26,1; eğitim yılı ortalaması 10,8 yıldı. Bilişsel süreçlerini değerlendiren ölçek puanlarına göre, hasta grubu ve kontrol grubunu karşılaştırdığımızda, istatistiksel olarak anlamlı fark saptandı. Hastaların, bilişsel çarpıtmaların değerlendirildiği düşünce özellikleri ölçeği sosyal durum alt ölçeğinde en yüksek ortalama puanı; duygudan sonuç çıkarma, zihin okuma, etiketleme bilişsel çarpıtmalarına; kişisel başarı durumu alt ölçeğinde ise zihin okuma, etiketleme, felaketleştirme bilişsel çarpıtmalarına verdiği tespit edildi. Tartışma ve Sonuç: Çalışma sonucunda, tüm bilişsel çarpıtmalarda, hasta grubunun puanları ile kontrol grubu puanları arasında istatiksel olarak anlamlı fark bulundu. Ayrıca daha çok depresyon hastaları ile çalışılan bilişsel çarpıtmaları, sosyal kaygı düzeyi dışında sürekli kaygı düzeyi ile de ilişkili bulunması, son dönemde yapılan farklı çalışmalarda benzer sonuçlar çıkması, bilişsel çarpıtmalara bakış açısının değişebileceğini düşündürmekle birlikte, hipotezimizin geniş örneklemde çok yönlü çalışılması önerilmektedir.