SPİNAL STENOZ VARLIĞININ VE DERECESİNİN TOTAL DİZ PROTEZİ SONUÇLARINA ETKİSİ


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, ANKARA GÜLHANE SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, CERRAHİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2026

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: ENES KELEŞ

Danışman: Abdullah Yalçın TABAK

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Amaç: Bu çalışmanın amacı ameliyat öncesi radyolojik olarak geniş kapsamlı bir şekilde değerlendirilen spinal olası patolojilerin ve ölçümlerin total diz artroplastisi uygulanan hastaların ameliyat sonrası klinik sonuçlarına ve yaşam kalitelerine olası etkilerini ortaya koymaktır. Gereç ve Yöntem: Bu çalışmada total diz artroplastisi uygulanan ve ameliyat öncesi 6 ay içinde lomber MRG(manyetik rezonans görüntüleme) ve diğer spinal görüntülemeleri bulunan 103 hasta retrospektif olarak tarandı. Radyolojik olarak lomber MRG görüntülemelerinde spinal kanal ölçümleri, foraminal stenoz dereceleri, skolyoz-listezis-OPVK(osteoporotik vertebra çökme kırığı) varlığı değerlendirilmiş olup klinik olarak ise HSS(hospital for special surgery score), KSS(knee society score) ve hayat kalitesinin değerlendirilmesi amacıyla SF-36(short form-36) skoru ile değerlendirmeler yapılmıştır. Sürekli değişkenler ortalama±SS veya ortanca (min–maks), kategorik değişkenler n (%) olarak sunuldu; normalite Shapiro–Wilk testiyle değerlendirildi, ölçek puanları ile lomber ölçümler arasındaki ilişkiler Spearman korelasyonuyla, gruplar arası karşılaştırmalar Mann–Whitney U testiyle incelendi ve analizler IBM SPSS for Windows 20.0'de yapılarak p 0.05). Sağ ve sol foraminal stenoz gradelerinin KSS alt başlıkları ile korelasyonları değerlendirildiğinde, L3 kök seviyesinde belirtiler puanı ile hem sağ (r = 0.203, p = 0.040) hem de sol tarafta (r = 0.212, p = 0.032) düşük düzeyde anlamlı pozitif korelasyon bulundu. L4 kök düzeyinde yalnızca sol tarafta belirtiler ile anlamlı ilişki mevcuttu (r = 0.207, p = 0.036) ancak bu ilişkiler çok düşük düzeydeydi. Foraminal stenoz grade'i, lomber ön arka çap,lomber spinal kanal alanı ve lomber spinal stenoz morfoloji grade'i ile HSS arasında ise herhangi bir kolerasyon bulunmadı(tüm p > 0.05). SF-36 alt skorları ile lomber ön–arka çap ölçümleri arasındaki ilişkiler incelendiğinde, L1–2 düzeyinde x yalnızca ağrı puanı ile zayıf düzeyde negatif bir ilişki eğilimi olduğu görüldü (r = –0.192, p = 0.052). L2–3 seviyesinde enerji (r = –0.254, p = 0.010) ve ağrı (r = –0.197, p = 0.046) ile anlamlı, düşük düzeyde negatif korelasyon saptandı. Diğer çap ölçümlerinde SF-36 alt ölçekleri ile istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmadı. Alan ölçümleri değerlendirildiğinde, L1–2 alanı ile enerji (r = –0.231, p = 0.019) ve ağrı (r = –0.258, p = 0.008) arasında anlamlı negatif korelasyon bulundu. L2–3 alanında fiziksel fonksiyon (r = –0.212, p = 0.031), enerji (r = –0.282, p = 0.004) ve ağrı (r = –0.246, p = 0.012) ile anlamlı negatif ilişkiler mevcuttu. L3–4, L4–5 ve L5–S1 alanlarında ise SF-36 alt boyutları ile anlamlı düzeyde bir korelasyon görülmedi(tüm p > 0.05). Lomber spinal kanal morfolojik derecelendirmeleri incelendiğinde, L1–L2 seviyesinde ağrı puanı ile düşük düzeyde pozitif bir ilişki bulundu (r = 0.195, p = 0.049). Diğer seviyelerde SF-36 alt ölçekleri ile istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki saptanmadı(tüm p > 0.05). Kök stenoz gradeleri ile SF-36 alt boyutları arasındaki korelasyon incelendiğinde, sağ ve sol L1 kök düzeylerinde ağrı alt ölçeği ile düşük düzeyde pozitif ve istatistiksel olarak anlamlı ilişkiler saptandı (sağ L1 kök: r = 0.204, p = 0.038; sol L1 kök: r = 0.211, p = 0.032). Diğer kök stonoz gradeleri ile SF-36 alt ölçekleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmadı(tüm p > 0.05). Son olarak spondilolistezi,lateral listezis, skolyozu bulunan hastalar incelendiğinde HSS,KSS ve SF-36 ile herhangi bir ilişki bulunamadı(tüm p > 0.05). Sonuç: Bu bulgulara göre total diz artroplastisi uygulanacak hastaların radyolojik olarak lomber dejenerasyonlarının bulunması veya ileri seviyede olması tek başına ameliyat sonrası hayat kalitesini ve klinik skorlamaları etkilemeyeceğinden dolayı rutin olarak bu bulgulara göre cerrahi karar değiştirilmemeli veya hastanın beklentisi bu bulgulara göre yönlendirilmemelidir. Hastalara eşlik eden lomber dejeneratif patoloji varlığının ağrı algısı ve rehabilitasyonu etkileyebileceği ancak diz spesifik iyileşmenin önüne geçmeyeceği açıklanmalı ve gerçekçi bir beklenti oluşturulmalıdır.