Çocuk yoğun bakım ünitesinde geçici hemodiyaliz kateteri takılan hastalarda kateter bölgesi ile prognoz arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL ÜMRANİYE SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2023
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: AFSANA HAJIYEVA
Danışman: Seher ERDOĞAN
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Giriş: Akut böbrek hasarı(ABH) olan ve renal replasman tedavisi gereken hastalarda geçici vasküler erişimin sağlanması gereklidir. Özellikle yoğun bakım ünitelerinde yatan ABH olan hastalarda santral venöz diyaliz kateteri yerleştirilmesi mortalite ve morbiditeyi azaltmaktadır. Aşırı kanama ve trombotik komplikasyonlarla sonuçlanabilen arter ponksiyonu, pnömotoraks, hemotoraks, hava embolisi, kardiak aritmi gibi mekanik komplikasyonlar, nadir olmakla birlikte özellikle kritik hastalarda ölümcül olabilir. Amaç: Araştırmamızın primer amacı, sürekli renal replasman tedavisi (SRRT) ya da terapötik plazma değişimi (TPD) uygulanan hastalarda kullanılan geçici hemodiyaliz kateterinin lokalizasyonu (femoral,internal juguler ve subklavyen ven) ile erken ve geç komplikasyonlar arasındaki ilişkiyi değerlendirmek, sekonder amacı ise kateter lokalizasyonu ile hastaların prognozu arasındaki ilişkiyi ve mortaliteyi belirleyen risk faktörlerini araştırmaktır. GEREÇ VE YÖNTEM Ekim 2022-Haziran 2023 tarihleri arasında Çocuk Yoğun Bakım Ünitesinde geçici hemodiyaliz kateteri takılan hastaların klinik ve demografik verileri, geçici hemodiyaliz kateterinin uygulandığı ven, kateter boyutu, katetere bağlı gelişen erken ve geç komplikasyonlar, revize edilen kateter sayısı ve nedenleri, hemodiyaliz ya da terapotik plazma değişimi işleminin hangi endikasyon nedeniyle uygulandığı ve laboratuvar parametreleri kaydedildi. ÇYBÜ'ne başvurunun ilk 24 saatinde PRISM skoru, PELOD skoru ve VIS hesaplandı. 10 BULGULAR Bulgular: Çalışma 26'sı (%54,2) kız ve 22'si (%45,8) erkek olmak üzere toplam 48 hasta ile yapıldı, hastaların ortalama yaşı 90,19±67,80 aydı. Çalışmaya katılan hastaların 25(%52,08)'inde altta yatan hastalığı vardı, Yoğun bakım ünitesine yatış nedenlerine bakıldığında da ilk sırayı nörolojik hastalıkların aldığı, bunu sırasıyla romatolojik hastalıkların ve MISC hastalarının izlediği saptandı. NIV alan hasta sayısı 11(%22,9), IMV alan hasta sayısının 25(%52,1) olduğu, 27(%56,3) hastanın sepsis kliniğine sahip olduğu, hastaların 21(%43,8)'inin inotrop ilaç ihtiyacı olduğu gözlendi,sağkalım oranı 30(%62,5) olarak saptandı. Kateter takılma bölgeleri değerlendirildiğinde ilk sırada femoral venin olduğu (23,%38.9), bunu sırasıyla sağ juguler ven(22,%37.29), sol juguler ven(10,%16.95) ve subklavyen venin(4,%6.78) izlediği görüldü. Hastalara en fazla üç kez kateter takıldığı saptandı. 9 hastaya 2.kez kateter takılması gerektiği görüldü. Kateter bölgeleri arasında komplikasyon açısından istatiksel olarak anlamlı bir farklılık yoktu (p>.05). En sık gelişen komplikasyonun 6 hasta ile kateter disfonksiyonu olduğu, bunu birer hasta ile aritmi, pnömotoraks ve arter ponksiyonunun izlediği görüldü. 9 hastada kan akımı enfeksiyonu, 8 hastada ise kateter enfeksiyonu saptandı. Kan akımı enfeksiyonunda en sık patojen Klebsella pneumonia(%44,4), kateter enfeksiyonu etkeni ise Candida parapsilosis(%25) ve Pseudomonas aeruginosa(%25) idi. Sağ kalan ve kaybedilen hastalar karşılaştırıldığında, IMV ihtiyacı olan hastaların %56'sının kaybedildiği, IMV ihtiyacı olmayan hastaların ise %82,6'sının sağ kaldığı saptandı. Benzer şekilde intorop ilaç ihtiyacı olan hastaların %57,1'i kaybedilirken, ihtiyacı olmayanların %77,8 inin sağ kaldığı belirlendi(p .05).Sol juguler kateter takılan hastaların yaşının femorale takılanlara kıyasla daha küçük olduğu saptandı (p .05). Femoral kateter takılan hastaların kalp tepe atımı PRISM, PELOD ve VIS skorlarının sol juguler vene kateter takılan hastalara göre daha düşük olduğu belirlendi (p=.019, p=.013, p=.019 ve p<.004). Sol juguler kateter takılan hastaların sistolik ve diastolik kan basıncı femoral kateter takılan hastaların kan basıncından daha düşük, inotrop ilaç ihtiyacının daha yüksek olduğu saptandı (p=.034, p=.011 ve p<.05). Mortaliteyi etkileyen faktörleri belirlemek için yapılan lojistik regresyon analizinde, katılımcıların yaşları arttıkça mortalite risklerinin de 1.02 kat artığı görüldü (p<.05). Hastaların kan gazı laktat değerlerinin artmasının ölüm olasılığını 1.27 kat arttırdığı, sepsisi olmayan hastaların hayatta kalma olasılıklarının da 0.10 arttığı saptandı (p<.05). SONUÇ; Çalışmamızda en sık tercih edilen hemodiyaliz kateter bölgesi femoral vendi. Femoral ven hasta grubunun diğer gruplara göre vücut ağırlığının daha fazla ve yaşının yüksek olduğunu saptadık.Femoral kateter takılan hastaların kalp tepe atımının, PRISM, PELOD ve VIS skorlarının juguler vene kateter takılan hastalara göre daha düşük, inotrop ilaç ihtiyacı daha azdı. Komplikasyonlar açısından kateter bölgeleri arasında fark saplamadık. Hastaların klinik ve laboratuvar özellikleri, geçici hemodiyaliz kateteri takılma bölgesi tercihini etkilemektedir. Klinisyenlerin deneyimi ve alışkanlıkları da kateter bölgesinin seçiminde en önemli faktörlerden biri olarak karşımıza çıkmaktadır.