Herhangi bir nedene bağlı evre 3 ve evre 4 kronik böbrek hastalığı tanılı hastalarda nörodavranışsal anketle değerlendirilen kognitif disfonksiyon ve serum kinürenin yolağı metabolitleri arasındaki ilişki


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, ANKARA SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2026

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: MÜYESSER DENİZ GÜRELME

Danışman: Arif Alper KIRKPANTUR

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Giriş ve Amaç: Triptofan katabolizmasının ana yolu olan kinürenin yolağında (KP), santral sinir sistemi üzerinde nöroaktif etkilere sahip birçok metabolit üretilmektedir. Kronik böbrek hastalığı (KBH) seyrinde, kronik inflamasyona bağlı olarak bu yolağın aktivitesi artmakta ve böbrek fonksiyonlarının azalması nedeniyle üremik toksin niteliğindeki KP metabolitleri periferik dolaşımda ve dokularda birikmektedir. Bu birikim; nöroinflamasyon, eksitotoksisite ve oksidatif stres mekanizmaları üzerinden depresyon ve kognitif disfonksiyon gibi nöropsikiyatrik bozuklukların patogenezinde kritik rol oynamaktadır. Bu çalışmada, Evre 3 ve 4 KBH hastalarında serum kinürenin yolağı metabolitleri ile Beck Depresyon Envanteri (BDI) ile değerlendirilen depresif semptomlar ve Mini Mental Durum Testi (MMSE) ile değerlendirilen kognitif fonksiyonlar arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Bu prospektif ve kesitsel çalışmaya, Sağlık Bilimleri Üniversitesi Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesi İç Hastalıkları ve Nefroloji polikliniklerine başvuran, 18-65 yaş aralığındaki Evre 3 ve Evre 4 KBH tanılı 90 hasta dahil edildi. Hastaların demografik özellikleri, klinik verileri ve rutin laboratuvar parametreleri kaydedildi. Katılımcıların kognitif fonksiyonları Mini Mental Durum Testi (MMSE), depresif belirtileri ise Beck Depresyon Envanteri (BDI) ile değerlendirilen nörodavranışsal anketlerle incelendi. Serum triptofan (TRP), kinürenin (KYN), kinürenik asit (KYNA), antranilik asit (AA), 3-hidroksikinürenin (3-HK), ksantürenik asit (XA), 3-hidroksiantranilik asit (3-HAA), kinolinik asit (QA), pikolinik asit (PIC), serotonin ve melatonin düzeyleri sıvı kromatografisi-kütle spektrometrisi (LC-MS/MS) yöntemiyle ölçüldü. KYN/TRP oranı başta olmak üzere çeşitli metabolit oranları hesaplandı. Çalışmadaki bağımsız değişken sayısının fazla xiv olması ve olay başına düşen yeterli gözlem sayısı (events per variable) koşulunun sağlanamaması nedeniyle; modelde aşırı uyum (overfitting), geniş güven aralıkları ve güvenilmez olası oranlar (odds ratios) oluşmasını önlemek amacıyla lojistik regresyon analizi metodolojik açıdan uygun görülmeyerek istatistiksel modellere dahil edilmedi. Bulgular: Çalışma grubunda genel laboratuvar ve metabolit analizleri yapıldığında; BDI sınıflamasına göre serum TRP, KYNA, AA ve 3-HAA düzeylerinin depresyon şiddeti grupları arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar barındırdığı saptanmıştır (p<0,05). Diğer taraftan, hastaların böbrek fonksiyonlarının göstergesi olan eGFR düzeyleri ile MMSE skorları arasında doğrudan doğrusal bir korelasyon izlenmemiştir. Çalışmanın ana odağını oluşturan nörobilişsel değerlendirmede, hastaların MMSE skor ortalaması 23,14 ± 4,87 olarak saptanmış ve kognitif disfonksiyon sıklığının yüksek olduğu görülmüştür. Yapılan korelasyon analizlerinde, bilişsel performansın doğrudan göstergesi olan MMSE skoru ile nöroprotektif etkileriyle bilinen serum TRP (r=0,218, p=0,039) ve ksantürenik asit (XA) (r=0,220, p=0,028) düzeyleri arasında pozitif yönlü, istatistiksel olarak anlamlı ilişkiler saptanmıştır. Son olarak MMSE ile saptanan kognitif fonksiyon seviyesi ile BDI ile saptanan depresif semptom şiddeti karşılaştırıldığında; MMSE skorları ile BDI skorları arasında istatistiksel olarak ileri düzeyde anlamlı, güçlü negatif bir korelasyon saptanmıştır (p<0,01). Bilişsel gerileme derinleştikçe hastaların depresyon skorlarının paralel olarak arttığı belirlenmiştir. Sonuç: Evre 3 ve 4 kronik böbrek hastalığı (KBH) hastalarında kognitif disfonksiyon ve depresif semptomlar; ortak patofizyolojik mekanizmaları paylaşan, klinik seyirde birbirini tetikleyen önemli nöropsikiyatrik komorbiditelerdir. Bu çalışmanın bulguları, MMSE ile değerlendirilen bilişsel gerilemenin yalnızca böbrek fonksiyon kaybının derecesiyle (eGFR) değil; triptofan–kinürenin yolağındaki metabolik dengesizlikler, özellikle triptofan havuzunun tükenmesi, kinürenin yolağı aktivasyonunun artması ve nöroprotektif metabolitlerin azalması ile de yakından ilişkili olduğunu göstermektedir. Ayrıca Beck Depresyon Envanteri (BDI) skorları ile gösterilen depresif süreçlerin, kognitif bozulma ile birlikte seyrettiği ve xv nöroinflamasyon, oksidatif stres ile nörotoksik metabolit birikimi gibi ortak mekanizmalar üzerinden bu sürece katkıda bulunduğu düşünülmektedir. Regresyon modellerinin metodolojik kısıtlılıklar nedeniyle uygulanamadığı bu çalışmada elde edilen korelasyon verileri; MMSE ve Beck skorlarının birlikte değerlendirilmesinin, KBH hastalarında nörodavranışsal bozulma riskinin erken dönemde ve bütüncül biçimde öngörülmesinde birbirini tamamlayan, güçlü, pratik ve maliyetsiz klinik araçlar olduğunu ortaya koymaktadır. Serum kinürenin yolağı metabolit oranlarının kognitif disfonksiyon ve depresif semptomlarla gösterdiği anlamlı ilişkiler ise, kinürenin yolağının KBH'ye eşlik eden nöropsikiyatrik komplikasyonların patofizyolojisinde stratejik bir role sahip olduğunu desteklemektedir. Bu bulgular, KBH'nin yalnızca renal değil aynı zamanda nöroimmünolojik yönü bulunan sistemik bir hastalık olarak değerlendirilmesi gerektiğini ve kinürenin yolağı metabolitlerinin gelecekte kognitif disfonksiyonun izleminde biyobelirteç ya da terapötik hedef olarak kullanılabileceğini düşündürmektedir. Anahtar Kelimeler: Kronik böbrek hastalığı, kinürenin yolağı, triptofan metabolizması, depresyon, kognitif disfonksiyon, MMSE, Beck Depresyon Envanteri, nöroinflamasyon.