Çocuk yoğun bakım kliniğinde yatan hastalarda kan laktat düzeyinin mortalite üzerine etkisi ve skorlama sistemleriyle korelasyonu
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İZMİR DR. BEHÇET UZ ÇOCUK HASTALIKLARI VE CERRAHİSİ SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2017
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: BAHAR GİRGİN DİNDAR
Danışman: Hasan AĞIN
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Yoğun bakım ünitelerine kabul edilen hastaların klinik durumu farklı olabileceği için morbidite ve mortalite yönünden karşılaştırılmaları zordur. Bunu kolaylaştırmak amacıyla skorlama sistemleri kullanılmaktadır. Doku hipoperfüzyonun ve oksijenizasyonun göstergesi olan laktat düzeylerinin PIM-2, PRISM-III ve PELOD skorlama sistemleriyle korelasyonunu yaparak mortalite riskini öngörme üzerindeki etkinliğini kanıtlamayı ve bir eşik değer belirlemeyi amaçladık. İzmir Dr. Behçet Uz Çocuk Hastalıkları ve Cerrahisi Eğitim Araştırma Hastanesi Çocuk Yoğun Bakım Kliniğinde Ocak 2015- Aralık 2015 tarihleri arasında yatışı yapılan 1ay-18 yaş arası toplam 382 hasta çalışmaya dahil edildi. Olguların yatış tanısı, kronik hastalık varlığı, ventilasyon süresi-tipi, sağkalım durumu, doku perfüzyonunu bozan parametreler varlığı değerlendirildi. PIM-2, PRISM-III, PELOD skorlaması hesaplandı. Bu parametreler olguların ilk 24 saatte alınan arteriyel kan laktat düzeyi ile karşılaştırıldı. Laktat değerinin ve PRISM-III skorlama sisteminin mortalite riskini öngörme açısından ROC analizi ile bir eşik değeri belirlendi. Tüm tanı grupları arasında laktat düzeyi açısından fark olup olmadığını, var ise hangi tanı grubundan kaynaklandığını saptamak için ANOVA uygulandı. Mortalite riskini etkileyen faktörlerin saptanması amacıyla lojistik regresyon analizi yapıldı. Tüm verilerin istatistiksel değerlendirilmesinde SPSS 22.0 Microsoft for Windows programı kullanıldı. Çalışmaya alınan 382 hastanın % 44,5'i kız, % 55,5'i erkek; yaş ortalamaları ise 45,19±55,92 ay saptandı. Tüm olguların % 12,8'i kaybedildi. Kaybedilen hastaların ortanca laktat düzeyi 5,1 mmol/L (min:0,8- maks:18; IQR: 9,4). Hiperlaktatemili olgularda mortalite oranı % 30,6, laktik asidozlularda % 51 saptandı. Mortalite riskinin laktat düzeyi yüksek olgularda 1,38 kat; perfüzyon bozukluğu olan olgularda 5,09 kat; solunum desteği alan olgularda ise 23,9 kat arttığı saptandı. Kaybedilen hastalarda PRISM-III, PIM-2 ve PELOD skoru ortalamaları sırasıyla 21,69±10,84; 56,10±29,45; 23,86±13,39 saptandı. Laktat düzeyleri ile PRISM-III, PIM-2 ve PELOD skorlama sistemleri arasında iyi derecede korelasyon olduğu görüldü. ROC ile yapılan laktat değerinin ve PRISM-III skorunun mortalite açısından eşik değeri sırasıyla 2,55 mmol/L ve 9,5 olarak belirlendi. (AUC : 0,861; p <0,001, sensitivitesi % 81,6 spesifitesi % 77,8, pozitif prediktivitesi % 35,1, negatif prediktivitesi % 96,6; AUC: 0,920; p <0,001 sensitivitesi % 87,8 spesifitesi % 86,5; pozitif prediktivitesi % 48,9, negatif prediktivitesi % 98 saptandı. Laktat ve PRISM-III için belirlenen eşik değerlerin kritik hastaları belirleme gücünün yüksek olduğu görüldü (p<0,001). Tüm tanı grupları arası anlamlı fark olduğu ve bu farkın sepsis tanılı hasta grubundan kaynaklandığı belirlendi (p<0,001). Sepsis tanılı hasta grubunda ortalama laktat değeri diğerlerine göre daha yüksek saptandı (5,1±4,14 [min:0,7- maks:18] mmol/L). Sepsisli hasta grubunda laktat düzeyi yüksek olan olgularda eşlik eden perfüzyon bozukluklarından hipovolemi ve kalp yetmezliği olan gruplar arasında mortalite açısından fark saptanmadı (p:0,254). Perfüzyon bozukluğu olmayan sepsisli hasta grubunda, perfüzyon bozukluğu olan sepsisli hasta grubuna göre mortalite oranı anlamlı düzeyde düşük bulundu (p:0,016).Çocuk yoğun bakım kliniğine kabulü yapılan hastaların ilk 24 saatte alınan arteriyel kan gazındaki laktat değerleri mortaliteyi öngörmede hızlı ve etkili bir parametredir. Yaptığımız çalışmada da hem organ yetmezliğini hem de mortalite riskini değerlendirmede iyi bir belirteç olduğunu göstermekteyiz. Skorlama sistemleri yapılırken arteriyel kan gazındaki laktat düzeyi ile birlikte değerlendirilmesini önerebiliriz.