Planlı sezaryen olan hastalar ile acil sezaryen olan hastalarda postpartum depresyon ve cinsel fonksiyon karşılastırılması


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, ANTALYA SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, CERRAHİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2025

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: KÜBRA EROL ŞAN

Danışman: Yusuf ÜSTÜN

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Amaç: Doğum şeklinin, doğum sonrası dönemde cinsel fonksiyonlarda değişikliğe sebep olabileceğini ve postpartum depresyona risk olabileceğine dair birçok çalışma mevcuttur. Acil sezaryen ve elektif sezaryenin depresyon ve cinsel disfonksiyona etkisini anlamayı amaçladık Yöntem: Çalışmaya Sağlık Bilimleri Üniversitesi Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Kliniği'nde etik kurulu onayında sonra başladı. Sezaryen ile doğumu gerçekleşmiş çalışmaya katılmak için gönüllü olan 180 kadın hasta ile yapılmıştır. Hastalar sezaryen endikasyonları değerlendirilerek acil endikasyonla sezaryen olan ve elektif şartlarda sezaryen olan olarak iki gruba ayrılmıştır. Çalışmaya katılım sağlayan hastalara doğum sonrası 6. haftada Edinburgh Postpartum Depresyon Ölçeği, 3. ayda Kadın Cinsel İşlev Ölçeği uygulanmıştır. Veriler IBM SPSS 20 istatistik paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. Bulgular: Çalışmaya katılan toplam hasta sayısı 180 olup; acil sezaryen grubu 92 (%51,1) hastadan, elektif sezaryen grubu 88 (%48,9) hastadan oluşmaktadır. Katılımcıların hastanın gravida ortalaması 2,98±1,52 ve parite ortalaması 1,66±1,24' tü, yaş ortalaması 27,58±5,84, acil sezaryen grubunun yaş ortalaması 27,37±6,43, elektif sezaryen grubunun yaş ortalaması 27,80±5,17 bulundu. VKI değerlendirildiğinde tüm katılımcıların ortalaması 25,55±2,17, acil sezaryen grubunun 25,28±2,08, elektif sezaryen grubunun 25,55±2,17 olduğu görüldü. Katılım gösteren hastalarımızın 23'ü (%12,8) okuma yazma bilmiyordu, 69'u (%38,3) ilkokul veya ortaokul mezunuydu, 88'i (%48,9) lise veya üniversite mezunuydu. Hastaların 17'sinin (%9,4) sigara kullanımı mevcuttu, 163'ü (%90,6) sigara kullanmıyordu. Hastaların aile tipleri değerlendirildiğine 153'ü (%85,0) çekirdek aile yapısına, 27'si (%15,0) geniş aile yapısına sahipti. Katılım sağlayan hastalardan 34(%18,9)'ü bir işe sahipken, 146(%81,1)'sı işsizdi. Çalışmaya katılan hastaların laktasyon durumu sorgulandı. Katılımcıların %16,7'si (30 kişi) bebeği emzirmiyorken %83,3'ü (150 kişi) laktasyonu emziriyordu. Katılımcıların EPDÖ'de aldıkları toplam skor ortalaması 12,63±4,14'tür. Bu ortalama acil sezaryen grubunda 14,14±4,13 iken elektif grupta viii 11,05±3,52'dir. Toplam katılımcıların EPDÖ medyanı 12 (6-24)'dir. Gruplar arasında EPDÖ skorlarında istatistiksel olarak anlamlı fark olduğu görülmüştür. Elde edilen bilgiler değerlendirildiğinde bireylerin 148(%82,2)'inin FSFI anketinden ≤26,55 puan alarak cinsel disfonksiyon yaşadığı, 32(%17,8)' sinin ise FSFI ölçeğinden >26,55 puan aldığı normal cinsel fonksiyonlara sahip olduğu görülmüştür. Bağımsız değişkenlerin bağımlı değişken üzerindeki etkisinin ne olduğunu inceleyebilmek amacıyla ikili lojistik regresyon analizinde acil sezaryen ile doğum yapan kadınların elektif sezaryen ile doğum yapanlara kıyasla PPD ve FSD olasılığı daha yüksekti. Geniş aile tipine sahip olan anneleri, emzirmeyen kadınların PPD geliştirme ihtimali daha yüksekti. Acil sezaryen ile doğum yapan kadınların elektif sezaryen ile doğum yapanlara kıyasla cinsel fonksiyon bozukluğu yaşama riski daha yüksekti. Yaşta artışın FSFI puanlarında azalmaya sebep olduğu ve VKİ artış cinsel işlev bozukluğu olması ihtimalini azalttığı görüldü. Sonuç: Çalışmamızda acil sezaryen olan hastaların elektif sezaryen olan hastalarda postpartum depresyon ve cinsel fonksiyon bozukluğu açısından yüksek riskli olduklarını gördük. Anahtar Kelimeler: Sezaryen, Acil sezaryen, Postpartum depresyon, Doğum sonrası cinsel disfonksiyon