Ötiroidik obeziteli bireylerde bariyatrik cerrahinin tiroid fonksiyonları ve sekretuar kapasite üzerindeki etkisi
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İSTANBUL KANUNİ SULTAN SÜLEYMAN SAĞLIK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2026
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: FERHAT ERTAŞ
Danışman: Hande PEYNİRCİ
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:ÖZET Amaç: Tiroid fonksiyonları ile obezite ve bariyatrik cerrahi sonucu ortaya çıkan kilo kaybı arasındaki ilişki karmaşık ve çift yönlü bir nitelik taşımaktadır. Bariyatrik cerrahinin hipotalamo-hipofizer-tiroid aksı üzerindeki etkileri giderek dikkat çeken bir araştırma alanı haline gelmesine karşın henüz tam olarak aydınlatılamamıştır. Klasik tiroid fonksiyon testleri tiroid homeostazını sınırlı düzeyde yansıtabilmekte; SPINA-GT, SPINA-GD ve Jostel TSH indeksi gibi matematiksel modelleme parametreleri ise bu testlerin bir uzantısı olarak tiroid bezinin sekretuar kapasitesi, periferik deiyodinaz aktivitesi ve hipofizer tirotropik fonksiyon hakkında daha kapsamlı ve bütünleyici bir değerlendirme imkânı sunmaktadır. Literatür taranabildiği kadarıyla bariyatrik cerrahi sonrası tiroid homeostazındaki değişimlerin SPINA-GT, SPINA-GD ve Jostel indeksi gibi ileri parametrelerin birlikte değerlendirildiği çalışmaya ulaşılamamıştır. Bu çalışmada bariyatrik cerrahi uygulanan ötiroid obez bireylerde cerrahi öncesi ve postoperatif 6. ay arasındaki tiroid homeostazındaki değişimlerin değerlendirilmesi amaçlandı. Buna ek olarak bu parametrelerdeki değişimlerin biyoempedans analizleri ile elde edilen vücut kompozisyonu göstergeleri ve biyokimyasal parametrelerle ilişkisi incelendi. Gereç ve Yöntem: Bu çalışmada Ocak 2018 – Ekim 2025 tarihleri arasında Sağlık Bilimleri Üniversitesi Kanuni Sultan Süleyman Eğitim ve Araştırma Hastanesinde Erişkin Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Polikliniği'ne başvurmuş obezite nedeniyle laparaskopik sleeve gastrektomi operasyonu uygulanmış ve operasyon öncesi tiroid fonksiyon testleri normal olan 114 hastanın verileri retrospektif olarak değerlendirildi. Hastaların operasyon öncesi ve postoperatif 6. ay antropometrik ölçümleri, vücut kompozisyonu analizleri, biyokimyasal parametreleri ile TSH, serbest T3 (sT3) ve serbest T4 (sT4) düzeyleri değerlendirildi. Aynı zamanda SPINA-Thyr 4.2.1 yazılımı kullanılarak SPINA-GT, SPINA-GD ve Jostel TSH indeksi hesaplandı. Operasyon öncesi ve postoperatif veriler karşılaştırıldı; parametrelerdeki değişimlerin vücut kompozisyonundaki değişikliklerle ilişkisi korelasyon analizleri ile incelendi. Bulgular: Çalışmaya alınan hastaların yaş ortalaması 38,82±10,68 yıl olup %84,2'si kadındı. Bariyatrik cerrahi sonrası 6. ayda kilo, beden kitle indeksi, bel-kalça oranı, vücut yağ oranı, yağ kitle indeksi (FMI), yağsız kitle indeksi (FFMI) ve iskelet kas kitle indeksi (SMI) operasyon öncesine göre anlamlı düzeyde azaldı. Biyokimyasal değerlendirmede tiroid fonksiyonları açısından TSH ve sT3 düzeyleri anlamlı olarak azalırken (her ikisi için p<0,001), sT4 düzeyinde anlamlı değişiklik izlenmedi. SPINA-GT değerlerinde anlamlı artış (p<0,001), SPINA-GD ve Jostel TSH indeksinde ise anlamlı azalma saptandı (her ikisi için p<0,001). TSH değişimi ile kilo, beden kitle indeksi ve FMI değişimleri arasında pozitif korelasyon bulundu. Sonuç: Bariyatrik cerrahi sonrası tiroid homeostazında meydana gelen değişimlerin değerlendirilmesinde klasik tiroid fonksiyon testlerinin bir uzantısı olarak matematiksel modelleme parametrelerinin kullanılması daha kapsamlı bir yaklaşım sunmaktadır. SPINA-GT, SPINA-GD ve Jostel TSH indeksi gibi parametreler, hipotalamo-hipofizer-tiroid aksı, periferik deiyodinaz aktivitesi ve tiroid bezinin sekretuar kapasitesi hakkında ek bilgiler sağlayarak fizyolojik süreçlerin daha iyi anlaşılmasına katkıda bulunabilir. Bu nedenle, bariyatrik cerrahi sonrası tiroid fonksiyonlarının değerlendirilmesinde bu parametrelerin kullanımı klinik açıdan değerli olabilir. Bu bulguların farklı hasta gruplarında ve değişen klinik koşullarda da benzer şekilde gözlenip gözlenmediğinin ortaya konması önem taşımaktadır.