İlk trimester maternal serum belirteçleri ve ikinci trimester uterin arter doppler indekslerinin maternal ve fetal sonuçlarla ilişkisi
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2025
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: CEMRE ŞAHİN
Danışman: Arzu Bilge TEKİN
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:AMAÇ: Gebelik, fizyolojik bir süreç olmasına rağmen, anne ve fetüs açısından önemli komplikasyonlar gelişebilen dinamik bir dönemdir. Bu süreçte meydana gelen perinatal komplikasyonlar hem maternal hem de fetal morbidite ve mortalitenin en önemli nedenleri arasında yer almaktadır. Gebelik komplikasyonlarının erken öngörülmesi, maternal-fetal sağlığın korunması, erken müdahale olanaklarının planlanması ve perinatal mortalitenin azaltılması açısından büyük önem taşımaktadır. Bu amaçla geliştirilen ultrasonografik yöntemlerin yanı sıra, son yıllarda biyokimyasal tarama testleri de önemli bir yer edinmiştir. Birinci trimester biyokimyasal belirteçleri arasında yer alan PAPP-A (Pregnancy Associated Plasma Protein-A) ve β-hCG (human chorionic gonadotropin), başlangıçta anöploidi taraması amacıyla kullanılmakla birlikte, günümüzde gebeliğin ilerleyen dönemlerinde gelişebilecek perinatal komplikasyonların öngörülmesinde de değerli göstergeler olarak değerlendirilmektedir. Biyokimyasal belirteçlere ek olarak, uterin arter Doppler ultrasonografi, gebelikte uteroplasental dolaşımın hemodinamik yapısını non-invaziv biçimde değerlendiren önemli bir yöntemdir. Bu çalışmanın amacı ikili test ile bakılan maternal serum belirteçleri ve ikinci trimester uterin arter doppler değerlerinin maternal ve fetal sonuçlarla ilişkisini incelemektir. GEREÇ YÖNTEM: Sancaktepe Prof. Dr. İlhan Varank Eğitim ve Araştırma Hastanesinde 1 Ocak 2019 ve 31 Aralık 2024 tarihleri arasında kadın hastalıkları ve doğum bölümünde doğum yapan, çalışma kriterlerine uygun hastanemizde ikili test ve ayrıntılı ultrasonu yapılan ve doğumunu hastanemizde gerçekleştiren 42 gebenin retrospektif incelenmesi planlandı. Hastalar klinik verileri, ikili test serum belirteçleri ve uterin arter doppler sonuçları ve doğum bilgilerine göre değerlendirilecektir. Hastaların ikili test serum belirteçleri, uterin arter doppler indeksleri ve doğum bilgileri hastane elektronik bilgi sisteminden alınacaktır. İki grup karşılaştırmalarında, normal dağılım gösteren değişkenler için bağımsız örneklem t-testi, normal dağılım göstermeyen değişkenler için Mann-Whitney U testi kullanılmıştır. Kategorik değişkenlerin karşılaştırılmasında 2x2 tablolar için Fisher exact testi uygulanmıştır. Değişkenler arası ilişkilerin değerlendirilmesinde, her iki değişkenin de normal dağılım gösterdiği durumlarda Pearson korelasyon analizi, en az birinin normal dağılım göstermediği durumlarda Spearman korelasyon analizi kullanılmıştır. Tüm analizlerde istatistiksel anlamlılık düzeyi p<0.05 olarak kabul edilmiştir. BULGULAR:Katılımcıların yaş ortalaması 30,9 ± 6,5 olup, gebelik haftası ortalaması 37,7 ± 2,7'dir. Ortalama gravida 3,0 ± 1,6, parite 1,6 ± 1,4 ve abort sayısı 0,4 ± 0,7 olarak hesaplanmıştır. Ortalama vücut kütle indeksi (VKİ) 28,2 ± 5,3 olup, minimum 18,4 ve maksimum 44,3 arasında değişmektedir. Doğum şekline göre katılımcıların %58,8'i sezaryen, %41,2'si normal spontan doğum yapmıştır. Ayrıca PAPP-A ile Sol Doppler arasında negatif ilişki (r=-0.302, p=0.005; Pearson) ve Gravida ile Sağ Doppler arasında zayıf pozitif ilişki (r=0.214, p=0.050; Spearman) bulunmuştur. Yenidoğan yoğun bakım gereksinimi açısından değerlendirildiğinde, yalnızca PAPP-A düzeyleri YYBÜ gereksinimi olan olgularda anlamlı derecede yüksek bulunmuştur (1.22±0.67 vs. 0.92±0.46; p=0.026), diğer parametrelerde fark izlenmemiştir. Gebelik komplikasyonu varlığı ise bazı parametrelerde anlamlı farklılıklarla ilişkilidir: komplikasyonu olan olgularda VKİ daha yüksek (29.90±5.35 vs. 26.76±4.79; p=0.005) ve komplikasyonu olanlarda PAPP-A düzeyi daha düşük (0.86±0.52 vs. 1.09±0.52; p=0.047) bulunmuştur. SONUÇ:Çalışmamızda düşük PAPP-A düzeylerinin komplikasyonlarla, yüksek değerlerinin ise yenidoğan yoğun bakım gereksinimiyle ilişkili bulunması, bu parametrenin gebelik sürecindeki farklı fizyopatolojik mekanizmaları gösterebileceğini düşündürmektedir.Doppler parametreleriyle saptanan pozitif korelasyonlar, uteroplasental perfüzyonun biyokimyasal göstergelerle birlikte değerlendirilmesinin önemini vurgulamaktadır. Bu bulgular, tek başına PAPP-A veya Doppler ölçümlerinin sınırlı tanısal değeri olduğunu, ancak kombine biçimde kullanıldıklarında erken risk belirleme stratejilerine katkı sağlayabileceklerini göstermektedir. Sonuç olarak, PAPP-A düzeyi hem gebelik komplikasyonlarının öngörülmesinde hem de perinatal izlemde anlamlı bir belirteçtir. Ancak bu parametrenin yorumlanmasında maternal VKİ, gebelik haftası, ölçüm zamanı ve diğer klinik faktörlerin birlikte dikkate alınması gerekmektedir. İleriye dönük, daha geniş örneklemli prospektif çalışmalarla PAPP-A'nın ve Doppler indekslerinin kombine kullanımının prediktif gücünün doğrulanması, klinik uygulamalara önemli katkı sağlayacaktır. Anahtar kelimeler: PAPP-A, Beta-hCG, doppler